Başlık neyse o.... (merak ettiğiniz kitap, film; gitmek istediğiniz rota varsa arattırın belki de bu sefil ağ güncesinde vardır)
7 Haziran 2021 Pazartesi
"Kan Varsa" King'in Dört Öyküsü.
3 Haziran 2021 Perşembe
"Sound of Metal" Bu Bir Metal Müzik Filmi Değildir!
Hakkında yazılacak çok uzun şeyler var ama Haziran ayında elektrikli ısıtıcıya ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde pek uyuşuğum. Kısaca özetleyeyim: sağır olan müzisyenin acıklı hikayesi diye izlerseniz, böyle filmler izlemeyin. Ancak Mevlana'nın "Dünle beraber gitti cancağzım, Ne kadar söz varsa düne ait, Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..." şiirini içselleştirerek okuduysanız; kendi hayatınıza ait de faydalı çıkarımlar yapabileceğiniz, başka düşünce kanalları açan, hayatınızı daha iyi anlamlandırmayı sağlayan çok sağlam bir filmi izlemeyi ıskalamayınız. Dram beklentisindeyseniz tatmin eder ama bunun ötesi daha eğlenceli, gelsenize...
"Where Do We Go Now?" Şimdi Ne B.k Yiyeceğiz? Nabaki'nin Gözüyle Din Savaşı Nasıl Önlenir?
Lübnan'ın kenarlık yerinde nisbeten çevreden izole bir köy. Az bir nüfus. Hristiyanlar, Müslümanlar. Böyle bir ipin ucunda yaşayıp duruyorlar. Memleket zaten 1.Dünya Savaşından sonra kurulmuş, bağımsızlığına ancak 1943'de kavuşmuş, üstüne din ve mezhep savaşlarından rahat bulmamış. Ortadoğunun en müreffeh memleketiyken iç savaş belasına Mad Max III setine dönmüş.
Herneyse; yıkıldı yıkılacak bir kadim köprü ile uygarlığa bağlanan köyümüzde talihsiz tesadüfler olur (kilisenin haçı kazara kırılır, caminin kapısı açık kalır içeri keçi dolar, vaftiz kabına tavuk kanı dökülür vb.) iki dinin sinirli elebaşları arasında gerginlik çıkar, artık silahlara davranılması an meselesidir. Derken kadınlar devreye girer. Labaki burada (gayet yerinde) bir pozitif ayrımcılık yaparak kadınları parlatmış (iyiki de yapmış). Tüm kadınlar (hangi dinden olurlarsa olsunlar) neler yapmazlar ki silahlara davranılmasın diye! Hem kusurları örterler (camiden keçiler çıktıktan sonra erkekler bol bol bağırarak sinirlerini yükseltirken, kadınlar (hristiyanı/müslümanı) harıl harıl camiyi temizlerler), hem hamura esrar katarlar, pavyondan konsomatris getirirler, sabotaj yaparlar, mühtedi olurlar ve daha neler neler.
1s50d'lık uzunca filmimizde daha önce Karamel'den tanıdığımız Nadine Labaki yine başrollerin birinde. Bu çok güzel kadın aynı zamanda senaryonun yazılımına katılmış, yönettmiş ve oynamış. Ancak bu kez Karamel'den bir tık aşağıda bir film olmuş. Değindiği sorun evrensel, oyuncular çok tabii (birçoğu köyün gerçek sakinleri), müzikler kulak okşuyor, senaryo kuvvetli ancak kurguda aksayan birşeyler var sanki. O kuvvetli mesajı vermek istenen şekilde alamadım bir türlü, son sekansı bir yere oturtamadım. Belki de o fakirin bönlüğü!
Savaşın hepsi anlamsız ve korkunç, hele ki din savaşları en gereksiz olanı. Mikro toplumlarda yaşanan din çatışmalarının kayıpları da ağır olur ve bunu en iyi hisseden kadınlardır. Labaki, hangi dine mensup bilmiyorum ama nalına da çakmış mıhına da. Ortaya bu bombastik film çıkmış. Hararetle öneririm...
1 Haziran 2021 Salı
"Derdeste" Ferhan Şensoy'un En Son Destesi!
29 Mayıs 2021 Cumartesi
"Wrath of Man" Ritchie'nin Son Filmi.
22 Mayıs 2021 Cumartesi
Kötü Filmlerin Hücumu! "Requiem pour une tueuse" ve "Army Of The Dead"

20 Mayıs 2021 Perşembe
"Ferry" Aşkın Gücü!
15 Mayıs 2021 Cumartesi
Jim Qwilleran serisinden "Brahms Dinleyen ve Kırmızı Gören Kediler"
"The Unknown Woman" Tornatore'den İyi Film.
"Son Moda Saçmalar" Sokal Olayı ve Ardındakiler/Önündekiler.
8 Mayıs 2021 Cumartesi
Üç Gizem Filmi: "Marionette", "The Uninvited" ve "Jonathan"
Takip ettiğim nadir ağ güncelerinden Kitaplık'ın yazarından aldığım izleme tavsiyesiyle izlediğim üç filmi, bu iyi film kıtlığında izleyecek birşey bulamayan sinefillerin dikkatlerine sunarım (bu mecranın böyle faydaları da oluyor işte!).
Marionette (2020)
İtiraf edeyim ilk 20 dakikadan sonra kitap okudum, güvercinimi pek sardığı için o izledi, ben gözucuyla takip ettim. 1s27d'lık filmimizin ilk 75 dakikası o kadar beylik ve seyirciyi önceden belirlenmiş bir yöne güdüyor ki, sonunda nasıl bir şaşırtmaca olacak ve fakir hayretlere garkolacak düşüncesiyle sonunu getirmem gerekir diye düşündüm.
Öyle de oldu! Evet, filmimiz türün bilinen tüm klişelerini kullanıyor (o hoplatmalı zıplatmalı korkutmaca sahneleri, tekinsiz karanlıklar, sırasız ölümler vs.) ancak sonda yaptığı
Bu da izleme listenizin bir yerinde kalsın!
Jonathan ve John aynı bedeni kullanan ve ayrı bilinçlere sahip iki kardeştir. Nasıl olur öyle şey? demeyiniz. Filmimizde oluyor. İzleyiciler olarak biz sadece sabah 7'den akşam 7'ye aktif olan Jonathan'ı görüp tanıyoruz. Akşam 7, sabah 7'ci kardeşi John ise ancak günlük olarak kaydettiği video görüntülerinde beliriyor. Jonathan; düzenli, titiz, kurallara sadık, zeki, beğeni sahibi (anladığımız kadarıyla bu garip ikilinin geçimini de sağlayan) pek didaktik bir tiptir. John ise daha serkeş, laylaylom, bencil, kuralları esneten, yalanlar uyduran bir kişiliktir. Derken, John Jonathan'dan habersiz bir kız arkadaş yapar, olaylar gelişir.
İlk yarım saatte izlediklerimi idrak etmeye çalıştım, zira yönetmenimizin izleyiciye bu kadar girift bir durumu açıklama gibi bir çabası yok. Siz olaylara kenarından bakıyorsunuz (ama ne olaylar!), işin içyüzünü de anlamak sizin elinizde. Şimdi bu filme bilimkurgu diyemeyiz (IMDb'yi yalanlama seansı başlasın) Suvin'in genel kabul gören bilimkurgu tanımına uyan iki öğe (novum ve bilişsel yadırgatma) burada yok. Dram da denilemez (dramatik olaylar var ama izleyiciye ajitasyon yapılmıyor). Öyleyse ne? Bilmiyorum. Sadece bu egzantrik senaryoyu anlayıp Jonathan/John ikilisinin yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışırsanız oldukça dar bir çerçeveden bakarsınız kordelamıza, lakin iki kardeşin paylaştığı bedeni, dünya/ülke/bölge/şehir ve hatta aile olarak değerlendirirseniz, önünüzde çeşitli kapılar açılır. Şöyle toparlayayım; iç rahatlatan, merakla izlenen bir film değildir ama geniş açıyla izlendiğinde kafa açar. Sadece meraklılarına.
Haydi iyi seyirler...
"Kozmos" Carl Sagan'ın Önemli Kitabı!
3 Mayıs 2021 Pazartesi
"Crossing the Border - Zhaoguan" TRT2'de.
Torununu yaz tatilinde kendisinde kalması için emanet edilen büyükbaba, ölüm döşeğindeki bir arkadaşını görmek için triportörüne atlar ve zorlu bir yolculuğa çıkar. Hepsi bu!29 Nisan 2021 Perşembe
"Nasipse Adayız" Bu Kez Sinema Filmi.
28 Nisan 2021 Çarşamba
"Türkiye Tatları" Edouard Roditi'nin Öyküleri.
120 sayfalık, 16 öykülük bu kitabı nereden önerildiğini hatırlamıyorum ama ya Engin Ergönültaş ya da Vedat Özdemiroğlu yazılarından birindeydi. Piyasada yok, nadir kitaplar satan bir siteden iyi durumda bir edisyonunu aldık, oturduk başına.
22 Nisan 2021 Perşembe
"The Father" Herrn Alzheimer'ın Acımasız Yüzü!
20 Nisan 2021 Salı
"Dündeste" Ferhan Şensoy'un Şiirleri.
"Floransa Büyücüsü" Rüşti'nin Bitiremediklerimden.

14 Nisan 2021 Çarşamba
"Vasatlığa Giriş Dersleri" Taylan Kara'dan Veryansın.
2013'den 2021'e dört baskı yapmış olması hasebiyle, bir önce okuduğum üçlemesinden daha fazla sattığını tahmin ettiğim kitaptır.
Zaten neşriyatın başında kendisi için: "tahakküm aracıdır, okurun bilincine hitap etmektedir, imgelerle/olgularla değil gerçeklerle ilgilenmektedir, tepeden inmecidir, yüzlere doğru fırlatılmış bol balgamlı bir tükürüktür, ahlaka yönelik bir sabotaj denemesidir, sözcüklerle uygulanan bir şiddettir, halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmektedir, insan türünün kültürel genetiğine zorla girmeye çalışan bir mutasyondur ve nihayet "aseton"dur." tanımlamalarıyla açılıyor.













































