Başlık neyse o.... (merak ettiğiniz kitap, film; gitmek istediğiniz rota varsa arattırın belki de bu sefil ağ güncesinde vardır)
10 Aralık 2020 Perşembe
"Undine" Petzold'un Su Perisi.
"Rabbim Beni Doktorlardan Koru!" Beklediğim gibi değil...
5 Aralık 2020 Cumartesi
"Melekler Zamanı" Iris Murdock'tan Yüksek Edebiyat
Roman türü ilk çıktığı zaman burun kıvırılıyordu (o zamanlar edebiyat, tiyatro oyunu ve şiir demekti) "hıh düşük edebiyat!" diye. Sonra devir değişti tabi. Roman yerini sağlamlaştırmakla kalmadı şiir ve tiyatroyu da yerinden etti. İlerleyen zamanla romanda da bir "yüksek edebiyat" snopluğu oluşması kaçınılmazdı, öyle de oldu. Kendi adıma yüksek edebiyat klasiklerle sınırlıdır ama öyle olmadığını da biliyorum. Bu minvalde mebzul miktarda felsefe içeren kitapları olduğunu bildiğim Iris Murdock'ı şimdiye kadar hep ihmal ettim. Ancak ilgiyle takip ettiğim ağ güncelerinden Okuma Günlüğüm Kitaplık'ın hatırnaz yazarıyla yaptığımız bir yazışmada kendisi işbu neşriyatı tavsiye edince daha fazla kayıtsız kalmayarak oturduk başına.
Tanrıya inancını kaybetmiş, hizmetçisi ve kızıyla memnu yakınlaşmalar içinde, kendi zihninde kaybolmuş (kıçını kızılcık sopasıyla dövme isteği uyandıran), ancak gizemli bir etkisi olan bir peder: Carel. ABD'den İngiltere'ye atanıyor (orada protestanların işi biraz meşakkatli). Kilise, Carel'in acaipliklerini bildiğinden cemaatsiz (sadece kulesi ve lojmanı kalmış) bir kiliseye atıyor bu sıradışı pederi. Lojmanın apartman görevlisi Eugene (ne biçim Rus adı bu!), Eugene'in oğlu Leo, Carel'in emektarı Pattie, kızı Muriel ve (sözde) yeğeni Elisabeth; Londra'nın kalkmak bilmeyen sisleri arasında kendilerine bir hayat çizmeye çalışır, olaylar ilerler.
285 sayfalık kitap, tahminlerimin ötesinde bir sürede bitebildi. Karakterler arızalı, atmosfer depresif, dil akıcı ancak bir türlü sirayet edemedim metne. Son okuduklarımın hep kaybedenlere/arızalılara odaklanmasından mıdır, yoksa romanımızın içinde çokça varoluşçu ögeler bulunduğundan mı bilmem, bitirmekte zorluk çektim. Ancak şurası muhakkak ki: Bayan Mördak "yüksek edebiyat"la hemhâl oluyormuş. Kendisinin polisiye eserleri de varmış "varoluşçu polisiye" okumak, kulağa oldukça ilginç geldiğinden bir de onlardan yana şansımı deneyeceğim.
Demem o ki: Bayan Mördak'ın yazdıklarına başlayacaksanız, bence bu romanla başlamayabilirsiniz.
30 Kasım 2020 Pazartesi
"İçeriden Ölmek" Karamsar...
25 Kasım 2020 Çarşamba
"Osman" Ayfer Tunç'un Kaybedenler Kulübü!
22 Kasım 2020 Pazar
"Bitmeyen Savaş" Joe Haldeman'dan Savaşın Anlamsızlığı Üzerine...
18 Kasım 2020 Çarşamba
"Dune" En nihayet!
4 Kasım 2020 Çarşamba
"Deerskin" Dünyada Deri Ceket Giyen Tek Kişi Olmak İstiyorum. Hepsi Bu!
"Geceyarısı Çocukları" Büyülü Gerçekliğin Dibi!
25 Ekim 2020 Pazar
"Le Couperet" "The Ax" Bugünlerde Bakmak Ufku Genişletir.
"Ne le dis à personne" Tanıdık Bir Hikaye!
2s11d boyunca çişe kaldırtmadan izletti. Ortaların sonuna doğru "neler oluyor yahu! kim kimdi?" diye sorular soruyor insan, ama sabrediniz! Sonunda herşey bittamam açıklanacak. Kurgusu kimi zaman çetrefilleşse de ilginizi hiç düşürmeden (uzunca süresine karşın) izleyebileceğinizi garanti ederim. Kısacası 14 yıldır izlemeyi ıskaladığım bu helecanlı (evet helecanlı) Fransız pelikulası şu film yokluğunda iyi geldi. Hararetle öneririm efendim.
PS : Bruno adamın dibiymiş ama. Bir de o ilegal ekipteki kız ne korkunç bir şeydi öyle!
22 Ekim 2020 Perşembe
"Antebellum" Koşarak Uzaklaşın!
"İşte Tanrılar" Zor Bilimkurgu!
16 Ekim 2020 Cuma
"Cha no aji", "The Taste of Tea", "Çayın Tadı": Güzel Film.
12 Ekim 2020 Pazartesi
"Cumhuriyet Dönemi Türkiye'sinde Bilim" Bilim ve Yakın Tarihe İlgi Duyanlar İçin.
"Dünyalı İstilacılar" Halkla İlişkilerin Zayıf Toplumlarda Önemi!
9 Ekim 2020 Cuma
"Yeraltı Demiryolu" Bilemiyorum Altan!
3 Ekim 2020 Cumartesi
Zaruri Açıklama
Bu satırları okuyan bir avuç kitapsevere zaruri bir açıklama yapmak farzdır!
Efendim uzunca bir süreden sonra 15 günlük bir tatile çıktım (doğrusu ihtiyacım da varmış). Bu sürede dokuz kitap okuyunca, yazdığım kitap tanıtımları da biraz tatsız tuzsuz oldu. Nedir: okumuşum, zihnimde-kalbimde birşeyler olmuş ama tutmuş bunları satıra dökemeden bir başkasına girişmişim, o da bitince bir diğerine. Böyle böyle dokuz (ve hatta yazmadığım birini de sayarsak on) kitap üstüste birikince, yazdıklarım da pek sevimsiz (evlat olsa sevilmez!) olmuş. Ama bu günceyi biraz da kendim için tuttuğumdan (o biri hariç) yazmamazlık edemedim.
Ancak bundan kelli (kelli!) okuduklarımda gerekli donanım yanımda olduğundan yine o fülfürüşlü üsluba dönüş yapılacaktır ümidindeyim.
İyi okumalar, iyi seyirler.
NOT: bu metne nasıl bir kapak koyacağımı bilemedim. Sincap koydum. Sincap iyidir.
"Son Şeyler Ülkesinde" Paul Auster Tarzı Distopya.

"Günce" Palahniuk'dan Gerçeküstü Gerilim.
Tatilde okunabilecek (öğrenilmiş çaresizliğe isyan etmezseniz) kesafette (224 S.), kafayı yormayan, (yazarın kitaplarını ilk kez okumuyorsanız) afallatmayan bir romandır.







































