Bugün neler olmuş ?

2 Eylül 2012 Pazar

"The Secret in Their Eyes" Koca bir hayatı boş şeylerle tüketmeyi nasıl becerebiliyoruz ?

"Koca bir hayatı boş şeylerle tüketmeyi nasıl becerebiliyoruz ?"

Bunu nasıl yapıyoruz ?

Arjantin filmi !
Ömrümde hiç görmediğim aktörler, hiç bilmediğim bir yönetmen !
Hukuk ve yaşam sistemi bana çok yabancı bir ülke !

   Evvelsi gece üçüncüye seyrettim, seyrederken sevdiceğimin omuzlarını sevdim. Yine tren garındaki vedalaşma sahnesinde gözlerim doldu, son sahnede İrene kapıyı çekince yine gözlerim buğulandı...

   Filmimizin temasını adlandırmakta güçlükler çekmekteyim. Polisiye mi ? Evet.. Aşk filmimi ? Sonuna kadar evet... Nebliyim "polisiyeli aşk" filmi diyeyim bari. Oskar almış olması ya da İMDB'de 8.2 reytinginin olması zerre umurumda değildir. İzlerken duygulanmış, düşünmüşümdür. Bu fiillerim filmin nihayetinden sonra da bir süre bu minvalde devam etmiştir. Benim için önemli olan da budur.


 Şimdi teknik olarak, sinemasal (bu da negzel kelimedir hem "sinema", hem "masal") olarak ahkam kesmek gerekirse : yönetmenimiz Bay Kampanella başta olmak üzere görüntü yönetmeni, sanat yönetmeni, kast, ışıkçılar, müzikçiler (her kimlerse onu yapanlar), kostümcüler, senaristler 4 4'lük iş çıkarmış. Holivut bile o stadyum sahnesindeki yakınlaşmayı o kadar zarif beceremezdi. (bir de o ne sahneydi. 40 bin figüran ne demek ?). Kurgu, müzikler mükemmeldi. Filmin iki ayrı zaman akışından ilerlemesi, sonra bunların ustaca birleşmesi, finalde zihnimizdeki soru işaretleri ve merak kabarcıklarının tam da istenilen şekilde hallolması da şükela üstüdür. 

   İrene olsun Benhamin olsun (malumatfuruşluk : İspanyolcada "j"ler "h" okunurmuş) felaket iyi oynamış (yaşamış) lar. Alt karakterler de bir pışpışı (haydi pışpış demeyelim de alkışı) haketmektedirler. Sandoval, Gomez (asansörde kıçını terlikle dövme isteği uyandıran erkişi), adliye çalışanları, yargıçlar, ve hatta Gomez'in Annesi olan teyze, Liliana ve kocası velhasıl hepsi de yevmiyelerini hakketmişler. 

   Filmimizin ilk dakikalarında yer alan flu sahnelerin, devamında ne kadar önemli olduğunu zaman geçtikçe anlıyoruz. Aslında konunun düğüm noktası o sahneler... 

   Şimdi hissettiklerimi yazacak enstrümanlarım o kadar gelişmiş olmadığından en kolayına kaçacak ve hissettiklerimi maddeleyeceğim, mazur görünüz.
  • Bir erkek herşeyini değiştirebilirmiş, tutkuları hariç.
  • CSI denen müessese de olmadan katile ulaşılabilirmiş,
  • Aşk, bulunduğu zaman peşine düşülmeliymiş,
  • Adalet, aşk, intikam, arkadaşlık konularında farklı yaklaşımlar, yeni ufuklar varmış.
  • Arjantin'de insanların günlük yaşantılarında, iletişimlerinde ince bir mizah ve humor varmış.
  • Özel efektler, starlar, CGI olmadan mütevazı bütçeler ile de mükemmel filmler  yapılabilirmiş.
  • İrene'nin kapıyı açık bırakmaktaki, kapalı tutmaktaki hassasiyetine dikkat !
  • "Müebbet yer demiştin" dedikten sonraki sahnenin kararmasına dikkat !
  • Holivut yaşlandırma makyajı konusunda Arjantin sinemasını örnek alsa iyi eder.
  • İkinci ve 3. izlemelerde farklı tatlar alınıyor, arşive atmakta faide vardır.
   Benim sinemadan anladığım, bu ve buna benzer filmlerdir. Zamanında aşk denen geçici çılgınlığa kapılmış olanlarınız varsa ve sinemayla ilgileniyorsanız hararetle öneririm. Sevdiceğinizle birlikte, kırmızı şarap ile, çocukları yatırdıktan sonra telefonları kapatıp izleyiniz, izlettiriniz.