Biraz uzun bir alıntı olacak ama bu tanım fakiri mest etti. O yüzden klavyeye gayret yazacağım: "Sarah Bernhardt öylesine büyük ünü olan, huşu uyandıran bir oyuncuydu ki, Kuzey Amerika'ya yaptığı turnelerde, tek kelime ingilizce bilmediği halde hiç bir temsilinde kesinlikle tek bir bilet bile kalmazdı. Oynadığı her oyunu, Shakespeare, Moliere, Marlowe ya da her neyse hep Fransızca oynardı. Tiyatroya gidenlere, İngilizce izleyebilmeleri için oyunun librettosu verilirdi. Evet, yer göstericilerin en azından birkaç kez, yanlış librettoyu, yani sahnelenmekte olandan tümüyle farklı bir oyunun metnini verdikleri de olmuştu. Ama yine de, tüm söylentilerden öğrendiğimiz kadarıyla, onca büyük kalabalıklar içinde bir tek kişi bile çıkıp da bu konuda herhangi bir şey söylemiş ya da şikayette bulunmuş değildi. Üstelik hiç bir eleştirmen, yazısında bu çelişkiden söz etmedi.
Başlık neyse o.... (merak ettiğiniz kitap, film; gitmek istediğiniz rota varsa arattırın belki de bu sefil ağ güncesinde vardır)
22 Ağustos 2023 Salı
"Sirius'tan Gelen Kurbağa" Kapitalizm Satiri.
Biraz uzun bir alıntı olacak ama bu tanım fakiri mest etti. O yüzden klavyeye gayret yazacağım: "Sarah Bernhardt öylesine büyük ünü olan, huşu uyandıran bir oyuncuydu ki, Kuzey Amerika'ya yaptığı turnelerde, tek kelime ingilizce bilmediği halde hiç bir temsilinde kesinlikle tek bir bilet bile kalmazdı. Oynadığı her oyunu, Shakespeare, Moliere, Marlowe ya da her neyse hep Fransızca oynardı. Tiyatroya gidenlere, İngilizce izleyebilmeleri için oyunun librettosu verilirdi. Evet, yer göstericilerin en azından birkaç kez, yanlış librettoyu, yani sahnelenmekte olandan tümüyle farklı bir oyunun metnini verdikleri de olmuştu. Ama yine de, tüm söylentilerden öğrendiğimiz kadarıyla, onca büyük kalabalıklar içinde bir tek kişi bile çıkıp da bu konuda herhangi bir şey söylemiş ya da şikayette bulunmuş değildi. Üstelik hiç bir eleştirmen, yazısında bu çelişkiden söz etmedi.
21 Ağustos 2023 Pazartesi
"Adam ve Kız" Deniz Erbulak'tan İdeal Aşk.
"Şen Denizler" Ahmet Büke'den Denize Yeni Başlayanlara.
7 Ağustos 2023 Pazartesi
"Fakir Kene" Birhan Keskin'den Sözler.
Kimi seramiğe düşen çay fincanının küçücük kıymıkları gibi sert, kimi yeni yağmış karın üstüne düşen civcivin gıdık tüyü gibi yumuşak dizeler. Büyük şehirlerdeki gürültü teröründen (Hidrofor), sosyal gelir adaletsizliğine (Kardeş Payı (bu pek yardı fakiri)), memlekette kadın olmanın zorluğundan (Anitsayac), memlekette muktedirin karşısında olmanın zorluğuna (Dogmayaydın (bu da hakeza)) neler neler var.
Şöyle bir baktım internette var. O yüzden telif sorun olmaz diye düşünüyor ve ilk şiir "Kargo"yu aşağıya yapıştırıyorum. Bu da pek latif.
KARGO
Sana buraya bazı şeyler koyuyorum. Yol boyunca aklında
olsun. Lazım olursa açar okursun, Olmazsa da olsun, bir zararı yok burada
dursun.
Şuraya bir cümle koydum. Bırak, acımızı birileri duysun. Hem zaten şiir niye var? Dünyanın acısını başkaları da duysun!
Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın. Ortada dursun. Olur ya biri eline alır okşar, biri alnından öper. Az unutursun.
Buraya tabiatı koydum. Ağaçları, suyu, ovayı, dağı. Onlar bizim kardeşimiz, çok canın sıkılırsa arada onlarla konuşursun.
Buraya, küçük mutlu güneşler koydum. Günlerimiz karanlık ve çok soğuyor bazı akşamlar, ısınırsın.
Buraya, bir inanç bir inat koydum. Tut ki unuttun, tekrar bak, o inat neyse, sen osun.
Buraya yolun yokuşunu koydum. Bildiğim için yokuşu. Zorlanırsa nefesin, unutma, ciğer kendini en çabuk onaran organ, valla bak, aklında bulunsun.
Buraya umutlu günler koydum. Şimdilik uzak gibi görünüyor, ama kimbilir, birazdan uzanıp dokunursun.
Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak; sen şahane bir okursun. Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun. N'olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!
Burada bir tutam sabır var. Kendiminkinden kopardım bir parça, (bende çok boldur) lazım oldukça ya sabır ya sabır, dokunursun.
Burada güzel çaylar var. Bu aralar senin için çok önemli. Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar. Demlersin, maksat midene dostluk olsun.
Şuraya Youtube'dan müzikler, Bach dinle filan, koydum. Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin, koklayıp buluyorsun.
Buraya bir silkintiotu koydum. Kırk dert bir arada canına yandığım, kırkına birden deva olsun.
3 Ağustos 2023 Perşembe
"Irina'ya Göre Şeffaflık" Sosyal Medya Distopik Polisiyesi.
2 Ağustos 2023 Çarşamba
"Ba" Adın İçerisindeki Anlam. Birhan Keskin'den Sözler.
26 Temmuz 2023 Çarşamba
"Tüneldeki Çocuk" İnsanları Sevmek.
Kitabın sonunda Salah Birsel Ustanın "Ah Beyoğlu, Vah Beyoğlu"'sundan alıntılanan ve Sait Faik'i anlatan iki sayfacık bir derkenar vardır. Bir usta diğer bir ustayı şımşıkırdak tarif etmiş ve bu tarife aynı zamanda öykünün nasıl yazılacağına dair şükela ipuçları yakıştırmıştır. Bu satırlardan seçtiğim bir iki kelamı altta alıntılıyorum.
Hayatımın son yıllarında insanlar hakkında "insanların yüzde doksanı çöp" diye bir zehaba kapılmışlığım vardı. Herkes değişiyor, zannediyorum ben de. Önceki ben, ustanın ilk öyküsünün sonuna doğru sahne alır ve "-Şu insanlara karanlık çok bile!" der. Tüneldeki Çocuk adlı öyküde yazarımız Tünel'de (belli ki) ilk kez yolculuk eden, çıplak ayaklı bir çingene palesinin gizli sevincini anlatır. O denli iyi gözlemlenmiş bir çocuktur ki bu, kitabın adını veren öyküye konu olmuştur. Yazarımız bu öykünün sonuna doğru "Diyeceğim yalnız şu : "Şu insanlara hiçbir şey çok değil." der. Arakolpa da değişiminin sonunda bu görüşe katılır.
Son bir aydır insanlardan kaçmaya değil, yaklaşmaya, iletişim kurmaya çalışıyorum. En nobran görüneninin bile anlatacak bir öyküsü var. İçine girerseniz dinlemeye değer öyküler bunlar. O halde üçüncü paragrafın başındaki cümleyi bir daha kurmayacağım. İnsanda umut var. Nefes aldığımız sürece bizde de.
"Sait Faik yolda, sinema önünde, otobüste, köprü üstünde, vapurda, Gülhane Parkı'nda, ne bileyim bir dükkanda ya da İstanbul'un en kıyıda köşede kalmış bir yerinde rastladığı insanları kollarından tutup öykülerine sokuşturur.
Tabii, bu öyküleri düzmek için yanaştığı her insana hemencecik el atmaz. Onları kavun alıyormuş gibi iyice tartar, koklar ve öykü olabilecek bir yan bulduktan sonra onlara kucak açar. Çünkü ona göre her insanın içinde öykü bulunmaz. Yazara düşen iş, içinde öykü taşıyan insanı kıstırmaktır. Bir kez kıstıkdıktan sonra da elini uzatıp onun içinden öyküyü çekip çıkarmaktan başka iş kalmaz.
Salah Birsel." (S.100)
"Belki her şey hakikattir. Belki her kavgada bir hak, bir haklı ve bir haksız vardır. Fakat aşkta ne hak, ne haklı, ne haksız, hatta ne de bir hakikat vardır. Onda yalnız bütün bunların yokluğundan var olan bir şey, güzellik vardır." (S.48 "İki Kişi Arasında")
25 Temmuz 2023 Salı
"Böyle Bir Sevmek" Attila İlhan'ın Şiirini Anlamak.
Kaptan'ın şiirinin üstüne laf edecek kadar şiir bilmiyorum. Bilmemek değil öğrenmemek ayıp Arakolpa! O halde ne yapıyoruz 108'nci sayfadan itibaren Kaptan'ın şiirleri hakkında yazdıklarını okuyoruz bir güzel. Bayan İlhan'ın sevgili oğlu şiiri çok ciddiye alıyor, bunu yazılarından anlıyoruz. Bunları okuyunca bir daha (başka bir ben olarak) okuduğum şiirler oldu ancak serçelerimi havalandıran, beni içine çeken şiirler bulamadım (bu da benim cahilliğim).
Şiirin son derece öznel bir değerlendirmesi olduğuna inanıyorum. Üzerinde kolayca fikir birliğine varılacak bir şey değil. Benim yana yakıla okuduğum kenarda köşede kalmış Ülkü Tamer, Ah Muhsin Ünlü şiirlerini kimselerden duymadım, Zarifoğlu'nun buna keza. Buna mukabil herkesin diline pelesenk olan şiirlerden de hiç hazzetmediğim oldu. Ezcümle, herkesin şiir beğenisi kendine. Yine de bu konu hakkında bilinçlenmek isteyen okur, kitabımızın eklerini, açıklamalarını okursa şiir hakkında bir iki kelam eder hale gelebilir.
21 Temmuz 2023 Cuma
Yalnızlık
- Çöpü çıkartırken anahtarınızı yanınıza almayı unutmayın, cereyan yapınca kapı arkanızdan kapanırsa kötü oluyor.
- Evinizin zilini artık çalmayacak, kapıyı hep anahtarla açacaksınız.
- Sakin ve boş günlerinizde kendinizle konuşacaksınız. Çalışmayan ses kasları tembelleşiyor, geç vakitte aniden telefon çalınca sesiniz çatlak çatlak çıkıyor.
- Ödenecek faturalar için muhakkak otomatik ödeme talimatı vermeniz gerekiyor, kimse hatırlatmıyor bunları size.
- Tencereler tavalar küçülüyor, pazarda alacaklarınızı yarım kilo alıyorsunuz.
- Yatarken kimseye "iyi geceler", kalkınca kimseye "günaydın" demiyorsunuz.
- Eve geldiğinizde ev karanlık ve sessiz oluyor.
- Eve geciktim kaygısını yaşamıyorsunuz.
- Her şeyi kendiniz yapmak zorundasınız, elinizden yemek, temizlik, ütü, derleme toplama gelmiyorsa, yardımcılardan hiç medet ummayın, haftada bir geliyorlar (normal yevmiyeyi daha fazla gün için vermek bana mümkün değil), yaptıkları temizlik (benim gibi biraz titizceneyseniz) temizliğe benzemiyor, kullandıkları bezleri nasıl nerede kullandıkları hep meçhul, yemek için alışkın olduğunuz şekilde bir ayar tutturmaları zor (o ayarı tuttursalar aşçı olurlardı), gömlek kolunda çift çizgiler, pantalonlarda dörtlü çizgiler görmeniz olası (bunu yapabilseler son ütücü olurlardı). O halde, bırakınız haftada bir gelip sizin tembihlediğiniz şeyleri yapsınlar (cam silimi, perde yıkama, mutfak dolaplarının kapaklarını içlerini temizleme vs.) ama lojistiğin temeli size ait olacak. Nedir: tek kişi fazla dağıtıp kirletmiyor zaten. Bir plana göre ilerlerseniz hem vaktinizi almayacak hem de eviniz
canki(ne işim olur junky ile) keş evlerine dönmez. Networkünüzü(ne işim olur networkle) çevrenizi, dostlarınızı ihmal etmeyin, dertlerinizle sıkmayın, güzelce geyik dallandırın ama ağız ishali olmuşçasına da gevezelik etmeyin.- Egzersizi ihmal etmeyin, sonrasındaki endorfin, serotonin nice antidepresanlara bedeldir.
- Oksitosin için sarılabileceğiniz herkese sarılın.
- Sağlığınıza, besin takviyelerine, beslenmenize dikkat edin. Herhangi bir hastalıkta nazınızı çekecek kimse olmayacak.
- Telefonunuzu nereye bıraktığınızı unutmayın.
- Müziği ihmal etmeyin, evde ses iyidir.
- Geçmişe takılmayın, geleceği planlamayın.
- Apartman görevlisiyle, yöneticisiyle aranızı iyi tutun. Aslında herkesle aranızı iyi tutun.
- Kapıyı anahtarla açmaya, giderken kimseye el sallamamaya alışıldı.
- Yemek, ütü, temizlik yaparken ilgimi çeken podcastler dinleniyor, iyi oluyor.
- Aklıma eseni anlık yapabilmek çok acaip. Aklıma geldiğinde misafir çağırabilmek, gece durup dururken bilet alıp hafta sonu Kıbrıs'a gidebilmek, aniden boşalan bir kadroyu doldurmak için Urla'da yat yarışlarına katılabilmek ve bunun gibi neler.
- Çalışmak en güzel kurtarıcı, oyalanmak güzel.
- Nazını çekecek kimsenin olmadığını bilmek hastalanmayı engelliyor herhalde.
- Viya böyle!
"Hayal Kahramanları" Boomer'lar Es Geçmesin!
13 Temmuz 2023 Perşembe
"Lanetli Tavşan" Kore Usulü Tekinsiz Öyküler.
9 Temmuz 2023 Pazar
"Annie Hall" Woody'nin En İyi İşlerinden.
1977'de yönetmenin duvarları yıkıp izleyiciyle doğrudan iletişim kurduğu film pek yoktur (en azından ben görmedim). Bu işinde Woody bey şımşıkırdak oynadığı yetmiyormuş gibi izleyiciyle güzel de bir sohbete dalıyor adeta. Elvisingır nasıl fırlama, Dayenkiitın nasıl bomba, diyaloglar ne kadar akıl fikir işi, kurgu şükela, daha ne olsun. Allen'ın çok fazla otobiyografik öge taşıdığını zannettiğim bir işi. Daha sonra yaptı bunu ama bu kadar çok değil.
Sonunu da mükemmel bağlamış. Sonunda söylenenleri yazmadan duramayacağım. "Adamın biri psikiyatriste gider ve "Doktor, kardeşim delirdi. Kendini tavuk sanıyor." der. Doktor da der ki, "Neden onu getirmediniz? " Bunun üzerine adam "Getirirdim ama bana yumurta lazım." der. İlişkiler hakkında ben de böyle düşünüyorum. Tamamıyla mantıksız, çılgınca ve absürttür. Ama galiba sürdürmek zorundayız çünkü çoğumuzun yumurtaya ihtiyacı var." Ne kadar doğru değil mi? Başka bir şaka da güzeldi "İlişkiler köpekbalığına benzer, ilerlemezse ölürler".
Öneririm.



