Hazır yeşil pasaporta vize istenmiyorken, hava parçalı bulutlu ve yağmursuzken, bayram tatili de denk gelince Ekim başı Bulgaristan'ı üstünkörü bir gezdik.
Gezimiz spontane ve iki aile birarada tek bir araçla olduğundan ulaşım maliyetimiz hayli düşük oldu. Gitmeden evvel, rotamız hakkında diğer bloglarda yazılanları inceledik, araştırdık ama bir çoğundan istifade edemedik. Çünkü yazılanların tümü de yaz sezonunda yazılanlardı. Yazacaklarım Ekim ayı izlenimleridir. Yüksek sezonda senaryo çok daha farklı olabilir, okurun dikkatine sunulur.
İstanbul-Edirne otoyolunun, Kırklareli sapağından Dereköy yoluna girdik. Kırklareli'nde, daha önce okuduğumuz Birtat Köftecisine uğradık. Hakkında yazılanların aksine pek memnun kalmadık. Piyazdaki kırmızı lahana sırıtıyordu, köftesinin öyle hatırda kalan bir lezzeti yoktu, havalandırma yetersiz olduğundan üstümüz başımız saçımız köfte koktu. Kısaca öyle pek peşinden koşulacak bir yer değil.
| Dereköy Sınır Kapısı |
Bir girdi yapayım : para durumu şöyle ki; 1 euro 1.95 leva. Yani 1 TL, 1.5 leva (takriben)) Sınır girişinde uygulanan kur, ülkenin içindekilerden biraz yüksek. 1 euro : 1.93 leva.
Bulgaristan'a girdiniz. Malko Tarnovo'ya gelinceye kadar 10 km. yol bozuk, dar. Ama orman o kadar kesif ki, yolun bozukluğu dikkat çekmiyor. Malko Tarnovo pek harap bir nahiye, eski dönemde yapılmış sosyal konutlar dökülüyor, hayli virane, camı çerçevesi olmayan evlerde bile insanların oturduğunu gördük. İlk dikkatimizi çeken şey : ormanların çokluğu, tarım alanlarının azlığı oldu, öyle yayılan hayvan sürüleri de görmedik. Boş alanların çoğu ekilmemişti. Buna mukabil, halkta ciddi bir odun istifleme çabası vardı. Aynı tip kamyonlar ormandan habire odun yüklemişlerdi. Hiç kömür görmedim.
Malko Tarnovo'dan sonra bozuk olan yolun niteliği yükselse de niceliği değişmiyor (yani asfalt güzel ama yol dar). Çift şeritli yollar sadece büyük şehirlerin girişlerinde var.
| Spaghetti frutti de mare 8 leva, 12 TL. iki kişiye yeter. |
Burgas'ın ana caddesi Ekim ayında bomboş. Bir çok dükkan kapalı, sahildeki güzel ormanlık park ıssız. Fazla oyalanmadan, Nessebar'a doğru yola koyuluyoruz.
| Nesebar Girişi |
| Nesebar Sokakları |
| Nesebar Sokakları |
| Nessebar'dan aklımızda kalan tek lezzet. |
| Nesebar Adasının Güneyi |
| Bu da Kuzeyi |
Varna, Bulgaristan'da gördüğümüz en büyük kent. Birkaç hareket merkezi olduğunu sanıyorum ama biz en merkezi olanında vakit geçirdik. Şehre Burgas tarafından girerken büyük bir limanı geçip ağaçlıklı sahile varınca (aynen Burgas'ta olduğu gibi) merkeze yaklaştığınızı anlıyorsunuz. Katedral ve karşısındaki opera binasının hemen yanındaki Butik Splendid Hotel'de kaldık. Otel, Bulgaristan standartlarının epey üstünde, odalar ve imkanları geniş, üç kişilik süit odaya gece başına 110 leva verdik ki makul sayılır. Kahvaltı tatminkar. Tek ve en önemli uyarım şudur : aracınız varsa muhakkak emniyetli (mümkünse kilit altında) bir yere parketmeniz. Konaklamamız sırasında Türk misafirlerden birinin BMW aracı çalındı. Tam otelin önüne parketmiş, gece yarısını geçen saatlerde varlığı sahiplerince kontrol edilmiş iki yaşındaki araç, sabah buharlaşmış idi. Resepsiyon "otelimizin önü güvenlidir, gönül rahatlığıyla parkedebilirsiniz." demesine rağmen bu olayın yaşanması herkesi tedirgin etti. Mağdurların polislerle yaptığı görüşmelerde ise son iki haftada aynı sokakta çalınan dört araç olduğunu öğrendiğimizde ise ürpelerimiz dineldi (tüylerimizin diken diken olmasının arnavut aksanıyla söylenişi). Otelin 20 metre ötede kilitli bir park yeri var, orayı tercih edin.
Varna'nın merkezi, sahildeki parkın girişine uzanan ana caddeyi çevreleyen sokaklar, meydanlar ve diğer küçük caddelerden oluşuyor. Park, devasa bir oluşum. En güzeli de : parkın yaşlı ağaçlarla dolu olması. Uzun yürüyüşler, kafa dinlemek ve vakit geçirmek için ideal. İçinde akvaryum, delfinaryum, planeteryum, denizcilik müzesi var. Girişte denizcilik müzesini gördük, ilginçti. Özellikle köprüüstü birbuçuk metrekare olan avcıbot, görmelere seza idi. Vaktiniz bizim gibi kısıtlıysa, parkı gezdiren küçük bir tren var. (gidiş dönüş 2 leva) Varna'da vakit bolsa parka gidilir. Parkın sahil kısmında büyük kısmı kapalı olan biiç tabir edilen kıyı kulüpleri var. Deniz sezonunda çok hareketli olacağı kesin. (ama benim kanım her daim dalgalı, bulanık olan Karadeniz'e bir türlü alışamadı).
| Denizcilik Müzesinin İstimbotu |
| Varna Parkının Treni ! |
| Varna Parkının girişindeki Digital Cloud |
| Parktan bir görünüm. |
Yemek için parka giden caddenin baş köşesindeki "Happy Grill"i tercih ettik. Mönüler resimli, porsiyonların gramajına kadar yazıyor. Fiyatlar makul (zaten Bulgaristan'da fiyatlar hep makul). Lezzetler fena sayılmaz. Garson kızların 20 cm.lik kırmızı etekleri ve 2.5 cm.lik tırnakları standart. Derin dekolte, tercihli standart. Özellikle aranacak bir mönü yok ama sarımsaklı ve kaşkaval/beyaz peynirli ciabattaları pek güzel. Porsiyonlar büyük, fiyatları 6 ila 8 leva arasında gidip geliyor, Kamenitsa bira 3 leva (Zagorka yok ! sorduğumuzda "ayy ne banal" der gibi bakıp yok dediler. Oysa biz sevmiştik.).
| Hepigrilin Cabatası |
| Darzalas Şarap Evi |
Varna yakınlarında (hemen çıkışında) bulunan Aladzha Manastırı, yarım günü ayırabileceğiniz ilginç bir yer. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde keşişlerin kayalara oydukları bir manastır, AB'den gelen fonlarla güzel bir müzeye dönüştürülmüş. Giriş 5 leva. Hoş bir peyzajın çevrelediği girişi geçince kayalara oyulmuş manastıra ulaşıyorsunuz. Pek etkileyici değil ama yukarıdan ağaçların üstünden Karadeniz'i görmek, insanda hoş duygular uyandırıyor. Manastırın haziresi ana yapıdan 600 metre uzakta. Küçük bir patikayla ulaşılıyor. Mezarlık görmeye değmez ama yol pek etkileyici. Yaşlı ağaçların çevrelediği, gökyüzünün güçlükle görülebildiği, sessiz sakin bir patika. Müzenin çıkışında bulunan ilginç ahşap bir mimarisi olan sergi evinde satılan hediyeliklerden ağaç oymaları, hediyelik olarak akılcı bir alternatif. Fiyatları da magnetten biraz pahalı (5 levadan l0 levaya kadar). Manastırın çevresinde rota mesafeleri tabelalarda belirtilmiş yürüyüş rotalar var. Trekkingcilere duyurulur.
| Aladzha Manastırı |
| Manastırın Girişi |
| Kayalara oyulmuş yaşam yerleri |
| Kayalara oyulmuş yaşam yerlerinin devamı |
| Yukarıdan Karadeniz |
| Uzaktan görünüm |
| Mezarlık Yolu |
| Fame Cafe |
| Tek kolluların tutsakları. |
Gitmeye niyetlenenlere bir nebze faidemiz olduysa ne mutlu bize !









%2Bafi%C5%9F.jpg)




















