4 Şubat 2019 Pazartesi

"Polar" Mikkelsen'in Hatırına.

   Açılış sahnesinde başrolümüz Mikkelsen'in kemikli kıçını gördüğümüz filmdir (hemi de prostat muayenesinde). Yönetmen de İsveçli bir kişi (genelde kısa filmler ve belgeseller çekmiş ama vardır kuzey filmlerinin o kendine özgü dokunuşu diyerek) oturduk filmimizin başına.
   Emekli bir tetikçi son işini hatır gönül kabul eder, olaylar gelişir. Kabul edelim : konumuz pek beylik. Zaten beylik bir iş olacağını peşinen kabullenerek izledim. Buna mukabil, filmimiz beylik sınırlarını aşarak over beylik (ve hatta karikatürize) bir iş olmuş. İzlerken sıkıldım mı, kat'a. Ama insan isveçli bir yönetmenin Mİkkelsen'i oynattığı bir işi izlemeye başlayınca, beklenti çıtası ister istemez yükseliyor.  Gerek başrolü, gerek yanrolleri ve (özellikle) gerekse kötü adamları bu kadar karikatürize ederek gore (ne işim olur gore ile) kan banyosu bir film çekmişler. Çok fazla şiddet ve çıplaklık içerdiğinden sabi sübyan ile asla yaklaşılmaz. 
   Bu arada bilmiyorum neden, Mads Mikkelsen'e karşı konulmaz bir sinematik beğenim var. Bu tip roller için kaslı, hoplayanzıplayan, tepikler atan bir fizyonomisi olmamasına karşın, paçalarından akan bir cool (ne işim olur cool'la) ağır abilik var. O bakışlar ve yüz ifadesi sanırım bunu yapan, bir de önce izlediğim filmlerden gelen bilinçaltı beğeni tabiy ki.
   Velhasıl, içinizde kımıl kımıl oynayan destrodoyu tatmin için izlenebilecek ancak asla ciddiye alınmayacak filmdir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder