Bugün neler olmuş ?

14 Ekim 2014 Salı

"Pek Yakında" Cmylmz Bildiğiniz Gibi.


   Sinemaya meraklı, "Her Şey Çok Güzel Olacak"'ı ve "Hokkabaz"ı seven sinefilin bayılacağı filmdir. 
   Son yıllarda iyice piyasa işi eleştiriler yazan Adorsay abimizin beğenmediği (neden beğenmediğini de bir türlü anlayamadım), sadece onunla kalsa iyi bir sürü eleştirmenin beğenmediği, üstüne üstlük birtakım sözlüklerde (tatlısı olur, ekşisi olur her türlü) yerden yere vurulan Bayan Yılmaz'ın sevgili oğlunun filmini izledik.
   Eşkiya filminin platosunda başlayan filmimiz korsandvdci (var böyle bir meslek (misal "-bey oğlumuz ne iş yapıyor ?", "-korsandvdcidir kendisi.", "-!")) Zafer'in hayli kuntastik maceralarına odaklanmaktadır. 
   Efenim fakirin sinemaya bakışı Zafer Yıldız ve türevi korsandvdciler sayesinde gelişmiş ve "Haneke, yine yapmışsın yapacağını ! Hep dert, hep sıkıntı." tarzı eleştiri getirecek kadar gelişmiştir. Bu minvalde garip bir ahlak geliştirerek, Türk sinemasının korsanlarını almayıp benim parama ihtiyacı olmayan "sinema endüstrisinin" tüm filmlerini vampirmişçesine emerek "endüstri" haline gelen sinemaya da kendi çapında darbeler vurmuştur. 
   Bakmayın "Pek Yakında"nın künyesinde komedi filmi yazdığına. Olsa olsa "Hokkabaz" tarzı bir komedi filmidir. Arada; pek dikkatli gözlerin asla ıskalamayacağı onlarca espri, gönderme vardır (misal: hapisane parmaklıklarına dokununca çalan müzik). Eski Cem Yılmaz filmlerine bir hayli gönderme vardır (bankonun gerisindeki Nurgül Yeşilçay ve "Bilemiyorum Altan bilemiyorum repliği (ki balık hafızasıyla övünen bendenizin bile aklında kalan bir repliktir (Allaam yine yazıyı paranteze boğdum))). 
   Aile ilişkileri, korsan dünyası (ki Bay Yılmaz permalı kötü karakterlerde döktürmektedir (Bkz. Avatar Ağacı)), film içinde film, arada gülümseten diyaloglar (ki ilk yarının sonunda pik yapmaktadır), Yeşilçam emektarlarına saygı duruşu (Gulyabani, Hababam Sınıfı, Turist Ömer ve elbette bunları dükkanında biriktiren Ejder Abi (ki O da Yadigar Ejder'e bir göndermedir)), bolca ürün yerleştirme (Fruko'yu da hiç sevmem çok şekerli (ama hakkını yemeyelim : yönetmen bu konuyla ilgili kendisiyle de dalga geçmiştir (Bkz.Türksel))) ve daha niceleri filmimizde boy göstermektedir.
   Senaryo, kurgu, renkler, kostümler (ki özellikle kostümler), müzikler (ki özellikle Bay Alanson'un söylediği (ve elbette finaldeki "Sevemez Kimse Seni")), yer seçimi (siyah beyaz filmlerdeki köşk/"Beykoz"un ıssızlığı) gayet tatminkardır. Son sahneler ve bilimkurgu aşamasındaki kostümler her ne kadar "Kick Ass"deki kostümler ve çekimlerden intihalse de bunu bilmeyen bünyeleri pek zorlamaz.
   Sinemanın amacı hoşça vakit geçirtmekse filmimiz bunu başarıyor, elbette ki film bitiminde derin düşüncelere garkolmamaktayız ama insan bazen derin düşüncelere garkolmayı da arzulamaz hale geliyor (hem de sık sık). Kendi açımdan beğendim, başarılı buldum, DVD'si çıkınca da alacağım. İvedik tarzı komedi seviyorsanız uzak durunuz (kuvvetle muhtemel bu satırları okumayacaksınızdır zaten), incelikli naif sinemadan hazzediyorsanız izleyiniz efem.