Bugün neler olmuş ?

26 Kasım 2012 Pazartesi

Mersin'de Yeme İçme... (kerebiç, humus, cezerye, künefe)

   Tamamen sübjektif hazırlanmış bir tanıtımdır. Önceden uyarımı yapayım...

   Aşağıdaki fotoğraftaki gibi oksimoron dükkanlardan çok gördüm. "Eyfel Kebap Salonu" gibi. (düşünecek olursak Paris Tantuni Salonu oluyorsa, o niye olmasın değil mi ?)(bölge esnafında ümitsizce bir Paris özlemi var sanırım)
Mersin bir kurutulmuş yiyecek cenneti, aşağıdaki gibi dükkanlar da hayli fazla..
Dikkatimizi çeken bir baharatçı dükkanı da, ilginç dekorasyonuyla göz dolduruyor.
   Bu baharatçının asıl bombası, satılan ürünlerde. Aşağıdaki fotoğrafı büyütecek olursanız kavanozların üzerindeki etiketler yarabilir. Örn. "basuru keser", "cinsel geciktirici", "cinsel uyarıcı", "prostat eritir", "migreni keser" vs.vs. Meraklılarına Humusçu Murat Ustanın dükkanının hemen yakınında.
   Bu bölgede "kerebiç" denen tatlının fotografisi de aşağıdadır. İri parçalı ceviz veya antep fıstığının üzerindeki tatlı olmayan gevrek ince bir hamurun kaplanması ile elde edilen bu kurabiyemsi gıda asla bu şekilde tüketilmiyor. Kimileri bilecektir köpük helva (çöğen bazlı bir eski zaman lezzeti) döşenen bir kaba aktarılarak satılıyor. Biz uzağa götüreceğimizden helvasız almayı tercih ettiğimizi söyleyince, satıcı "kuru kuru yenmez ki !" diyerek atarlanmıştır. Hemen altında daha önce bahsettiğimiz (bkz.Tarsus Rehberi") unlu "mamüller" ise ıskalanmaması gereken atıştırmalıklardandır. (yalnız fazla atıştırırsanız en geç bir ayda obez olma riski vardır) Başlıkta bağlantısını verdiğim Hayri Ustanın mamüllerini öneririm.
"CEZERYE"
   Mersin = cezerye bağlantısını yapanlardansanız. Dondurmacı Halil Ustayı pas geçmemek gerekir. "Cezerye de de ustalık mı olurmuş, havuçla şekeri karıştırırsanız olur bir tatlı" diyerek küçümseyenlerdenseniz de pas geçmemek gerekir. En eski cezeryecilerden olan bu pastane, asıl olarak cezeryede ihtisaslaşmışsa da diğer ürünleri de, beyinde kıvılcımlar çıkarasıdır. Fıstıklı cezeryeyi yediğinizde ise daha önce yediğiniz cezeryelerin cezerye olmadığını içiniz burkularak idrak edeceksiniz.


"HUMUS"
   Sıra geldi humusa... Ortadoğuya özgü bu kendine has lezzet; kaynayan nohutun ezilerek tahinle karıştırılmasından oluşur (kabaca yani). Gittiğimiz yerlerde bulunan "kibar" restoranların mönüsünde bulunan humus, maalesef  nohut unundan mamul olup tadı tuzu bulunmadığından bu lezzeti babadan kalan yöntemlerle yapan "humus erbabı" araştırınca aşağıdaki dükkanda icrayı sanat eden Tarsuslu Murat Usta'ya vasıl olduk.
   Murat Usta hep tezgahının ardında, bütün tabakları o hazırlıyor, kepçeyi bir virtüöz edasıyla kullanmakta..
   Murat Ustanın icat ettiği bu çorbayı, müdavimlerin humus yedikten sonra taam ettiklerini hayretle müşahade ettik. Bildiğimiz mercimek çorbasına, tavuksuyu, didiklenmiş tavuk eti, nohut, maydanoz, tahin ve bilmediğim başka şeyler ilave edince oluyor : "tarmer".. Bakınız bu ismi tereddütsüz kullandım. Çünkü Murat Usta üşenmemiş, Patent Enstitüsünden çorbanın patentini alıp, adını da tescillemiş. Sadece çorba olarak değil yemek olarak da tüketilebilir, çok doyurucu bir çorbadır.
   Humus, bildiğiniz humus. Yalnız nohut unundan değil, yerken dilinize küçük nohut parçacıkları gelebiliyor (ki ipucu vereyim : bu parçalar gelmiyor humus böyle labne gibi pürüzsüz ise nohut unundan mamuldur, ve makbul değildir) Buradaki humus, nasıl olması gerekirse öyle... Tahini, sarmısağı, kimyonu tam kıvamında...
   Dekorasyon mütevazı, tipik esnaf lokantası görünümünde, garsonlar zehir gibi, hijyen iyi, Murat Usta ilgili ve bilgili, fiyatlar makul (bkz.aşağıdaki fotoğraf sol taraf), en önemlisi sunulan tabaklar hem göze hem mideye hitap ediyor. Mersin'e gidildiğinde pas geçilmese iyi olur...
"KÜNEFE"
   Aradık taradık, sorduk soruşturduk künefeyi en iyi "Künefeci Emin Usta"nın yaptığını öğrendik. Adres bağlantısı başlıkta. Merkezden biraz sapa kalsa da yürüyerek gidilebilir. On oniki masalık bir tatlıcı, asıl olarak künefe servisi yapıyor. Mersinli Ahmet'in yeğeni (maalesef adını sormayı unuttuk) hem üretim hem servis aşamasında hep dükkanda. Hatay'da mandıraları varmış, yağ ve peynir oradan geliyormuş. Kadayıfı kendileri döküyorlar. Künefenin kilosu 24 TL. porsiyonu 6 TL. Yalnız; bir porsiyon, normal üç insanı doyurur cesamette. İnsan bu tabağı yediği zaman mutluluktan gözleri yaşarabilir. Genç patronumuz, yakın zamanda açacağı yerin tanıtımını yaparken gözleri parlıyordu. Yeni yerde;  üretimin tüm safhaları camların ardından seyredilecek, başka bir deyişle asla kalmış, bayat mamul satımı olmayacakmış, sigara içilen ayrı bir yer için bile ruhsat almışlar. İşinden bahsederken gözleri parlayan insanları seviyorum. Mersin'e yolunuz düştüğünde gidin, görün, tadın. Bana dua edeceksiniz.