Bugün neler olmuş ?

1 Şubat 2012 Çarşamba

"The Artist"


   En son siyah beyaz sessiz film izlediğimde yeniyetmeydim herhalde. Pazar sabahları (haftasonları televizyon sabah 10'da yayına başlıyordu) Lorel-Hardi ikilisinin sessiz parodilerini hevesle beklerdim. Neyse bırakalım geçmişe özlemi, "The Artist"e bakalım...

   Baştan söyleyeyim : film siyah/beyaz ve sessiz.

  İlk onbeş dakika alışamıyorsunuz. Kolay mı belki de hiç sessiz film izlemediniz. Onbeş dakikadan sonra ise su gibi akıp gidiyor. Hatta finale doğru "yav bitmese" diyor insan.  Ben kızımla izledim. Elli yaşıma birkaç yılım var, kızım yirmisinde. Her ikimiz de pek beğendik. Genç kuşağın hoşlanması için onbeş dakikadan biraz daha fazla izlemeleri gerekiyor. Ama sinemanın gücü bu kardişim. Oyunculuk, senaryo, müzik kuvvetliyse ille de konuşmak gerekmiyor. 

    Yönetmen (soyadını telaffuz edemediğimden hep titrini kullanacağım), çok iyi iş çıkarmış. Daha önce çalıştığı kast ile çalışmış. Ama kast da bu filme eldiven gibi uymuş. Afiş filmle örtüşüyor. Müzikler anlatılmaz, yaşanır. Çekim tekniği son derece başarılı, Arkaplan, kostümler iyi. Derli toplu bir yapım.. Ama sıradışılık, teknik ve senaryoda.. 
Jan Dujardin, sessiz filmlerin aşırı mimikli oyununu pek güzel hayata geçirmiş. Dünyaya yabancılaştığı, sesleri duyamadığı, dibe vurduğu anları güzelce yansıtmış. Hele köpeği; evlere şenlik : Tenten'in "fındık"'ının vücut bulmuş hali... (ona da bir ödül vermeyi düşünüyorlarmış) 

    Berenis Bijo, başlarda çingene süpürgesi gibi görünüyorsa da, filmin ilerleyen dakikalarında ilginç bir değişim geçiriyor ve alkol olmaksızın gözümüzde güzelleşiyor.  (çok ilginç !). Filmografisine bir bakınca bu yönetmenle daha önce kuntastik bir filmde (OSS 117 serisi) daha çalıştıklarını görüyoruz. Ha bu arada kendileri Arjantin'liymiş...

  Kliftın rolündeki Ceymz Kromvel se döktürmüş mutad üzre. (hatırlarsınız canım "Yeşil Yol"daki hüzünlü müdür).






   Finalde Fred Esteyr ve Cincır Ragırs'a güzel bir selam sarkıtmaları (o zerafet-beyaz tozluklar-uçuşan şifonlar- havayı bıçak gibi delen smoking kuyrukları,  unutulabilir mi ?  Bkz. aşağı)  ve hemen öncesinde sadece sessiz filmde yaşanabilecek ("Bang" sahnesi) bir senaryo kırılması/sürprizi barındırması da Yönetmen beyi gözümde bir kere daha büyütmüştür. 


   Sinemayla ilgilenenler izlemelidir.. 


  Vakti olan aşağıdaki videoyu izlesin (biliyorum müzik bariz alakasız ama arada Rita var. Rita diyorum haa)