kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2023 Salı

"Misafir" Ya İçindesindir Çemberin Ya Da Dışında Yer Alacaksın

 Esin, Rikkat ve Adalı. Esin ve Adalı içerisinde evin, Rikkat görece dışında. Ev dediğimiz: akıl hastanesi, Esin ve Adalı mukim, Rikkat ise hemşire. Hepsi başka evlerin içinde kapalı. Esin oraya nasıl geldiğini bilmiyor, Adalı herşeyin farkında, Rikkat, uzun zaman önce geçen anıların ardından keşkelerle süslenmiş günlerini dolduruyor. İşler gelişiyor. 
   329 sayfalık romanımız iki kişinin anlatımıyla ilerliyor. Esin'in genç, Rikkat'in yaş almış anlatımları arasındaki fark, yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi ilgi çekici. Yine unutulmaya teşne ancak güzelliklerinden birşey kaybetmemiş tozlu kelimeler gırla gidiyor Rikkat'in tarafında. Diğer romanlarının aksine bunda araya bir de komplo teorisi yerleştirilmiş derin devletle ilgili (dur bakalım olabilir mi? neden olmasın? (o çok yere göğe sığdıramadığımız Norveç bunun daniskasını yapmamış mıydı? Yapmıştı)). Rikkat'in geçmişle ilgili keşkeleri ve bunlarla ilgili bitmemiş temennileri altını çizdiğim yerlerdi. İlginç konusuna karşın yazarın pek sevdiğim eserlerinden olmadığını itiraf etmeliyim. Ortaları hayli geçmesine karşın sarmadı. Bu yüzden uzun sürdü bitirmem. 
   Böylece dipsomanimin dibine vurarak erittiğim Nermin Yıldırım kitaplarından sadece biri kaldı geriye okumadığım. Onu da bir dostuma ödünç vermiştim okuması için geriye gelinceye kadar (vitesi boşa almak adına) Montaigne'in Denemeler'ini karıştıracağım. 
   Hülasa; NY'a başlamak için iyi bir seçim değildir ama seferberlikte okunur.

Rikkat'in dilinden: "batmaktan korkmayan şilepler, uçmaktan korkmayan uçaklar, düşmekten korkmayan insanlar hep alıp başlarını bir hayale doğru gitti. Kalanların payınaysa, yalandan bir emniyet ve bolca ukde düşüyor şimdi." (S.274)

8 Ocak 2023 Pazar

"Bavula Sığmayan" Nermin Yıldırım'ın Son Öyküleri.

   İkrah geldi NY okumaktan diye düşünürken, bibliyofil bir dostum yeniyıl hediyesi olarak getirdi masama koydu. Bakmayayım dedim, merakıma yenik düştüm, gördüm ki öyküler var. Ucundan başladım, kendimi alamadım, uzun da değil (229 s.) hemen bitti. 
   Kısımlı öyküler. Birinci kısım: (Aile Yalanları), üç öykülük bir bölüm. Bir olaya üç açıdan bakıyoruz. Görüyoruz ki; yaşananların, baktığınız yöne bağlı olarak çok farklı derinlikleri olabiliyor. İnsan birbirini tanıdığını zannederken aslında tanımıyor. 
   İkinci kısım (Dolunay Kaçıkları), zannediyorum ki biyografik ögeler içeriyor. Üçüncü kısım (Kronos Aylakları) ise ortaya karışık. Kısaları da var, orta uzunlukta olanları da. Sayın Yıldırım öykülerin arasına eşcinsellik, kadına şiddet gibi günümüzün trend (ne işim olur trendle?) revaçta konularını serpiştirmiş. Bunların, yazdıklarım çok okunsun gibi bir kaygıyla yapılmadığını biliyorum (zaten ilk baskı 50 bin yapılmış (çok sevindirici)). 
   Öykülerin hepsi de ruhunuzda farklı bir yere dokunuyor. Beni en çok etkileyen 169.sayfada başlayan "Nihan'ın Söyleyecekleri" ve hemen ardından "Nihan'a Söyleyeceklerim" oldu. Yıldırım'ın kitaplarında hayatımda paralel pek çok yerle karşılaştım. Bu da tesadüfen denk gelen bir tevafuk mudur bilemedim (cümledeki eşanlamlıları çıkarırsanız aşırı sadeleşir). "Dünya Güzel Yer" de güzel açıdan vuruyor zihni. Fihriste bakıyorum, "okumasaymışım da olurmuş" dediğim öyküleri bulamıyorum. Aklıma hep Mark Twain'e, neden öykü yazmıyorsun? dediklerinde hazretin verdiği cevap geliyor. "-Öykü yazacak kadar çok zamanım yok." Müptelaları ıskalamayacaklardır zaten ama müptela olmayanlar için de öykü seviyorsanız kaçırmayın.