Bugün neler olmuş ?

24 Ağustos 2013 Cumartesi

"Baba Seni Neden Oraya Koydular" Belgesel Değil Korku Filmi Senaryosu !..

   518 sayfa, alışılmış ebattan büyük ve alışılmış puntolardan küçük yazılmış. Ancak sizi korkutmasın. Yazarımız (fakire göre) gereğinden fazla alıntı yaptığından, alıntılar çıktığında kolayca 200 sayfanın altına düşecek bir kitaptır. Nedim Şener, okunduğunda kolaylıkla takip edilebilecek, duru bir dil kullanmış. Önümüze açılıp okunmayı bekleyen eserimiz; biyografi değildir, belgesel değildir, roman değildir, anı değildir, olsa olsa korku filmi senaryosudur.
   Şener; Uğur ekolünden bir gazeteci. Kimi zaman Mumcu'su, kimi zaman Dündar'ı oluyor. Karanlık işlerle, onları ortaya çıkartmaktan gayrı bir rabıtası yok. Düz bir adam, eğilip bükülmüyor. Kötü bir koku aldığında sonuna kadar gidiyor. Fincancı katırlarını ürkütmesi Dink cinayeti üzerine yazdıklarıyla başlıyor. Perşembenin gelişi Çarşambadan sezinleniyor ve elbette katırlar tarafından tepilip bir zamanlar yoğurduyla meşhur ilçemizde mecburi ikamete tabi tutuluyor.
   Şener'in bu süreçle ilgili olarak öncesi, o anı ve sonrasıyla aklında kalanlar kitabımızı oluşturuyor. Lakin birinci paragrafta belirttiğim üzre alıntılar pek fazla. Şener bu konuda meraklı ve paranoyak okuru fazla yormamak pahasına, elinde bulunan her yazılı dokümanı (ki buna mizah dergileri ve karikatürler dahildir) kitabına iliştirmiş. Hacim büyümüş haliyle. Buna yönelik tek eleştirim : kullanılan hukuki alıntılarda maksada hasıl ifadelerin kalın yazılarak benim gibi vasati kârinin yakın gözlüklerle seçmeye çalıştığı metinlerin sadece ilgili kısmının okunması sağlanabilirdi (nebçim cümle bu arakolpa ?). 
   Yazılanların özeti olabilemiyor. Nedense ilk satırlardan itibaren Kafka'nın Gregor Samsa'sı geldi aklıma. Burada kahramanımız bir böceğe değil bir teröriste dönüşüyor. İlerleyen sayfalarda yine Kafka'nın kulaklarını "Dava"sı için çınlattık. Müteveffa yaşasaydı hemmen güzel ve yalnız ülkemize hicretle yeni romanlar yazmaya konu arar, zannediyorum ki bir küfe dolusu da bulurdu. 
   Böyle ağ güncelerinde ahkam kesmek kolay. Kitabın tanıtımını yapmak da... Lakin hem arakolpa, hem de bunu okuyan kâriler bir deney yapsınlar isterim. Hiç evden çıkmadan ne kadar durabiliyorsunuz bir deneyin bakalım. (sık bakalım, sık bakalım .....) Sevdikleriniz yanınızda olmasına rağmen, tüm konforunuz yerinde olmasına rağmen zor gelecektir. Bir de bunun çok daha ağır koşullarda, nemli beton duvarlar arasında, 24 metrekarelik gökyüzüne mahkum, sevdiklerinizden uzakta olmasını düşleyin, digerkâmlık yapın. Şener'in dramını daha iyi anlayacaksınız. 
   Etrafınızda neler olup bitiyor, nereye gidiyoruz, ne olacak gibi sorular dağarcığınıza düşüyorsa, Kafka seviyorsanız, karanlıkların olmamasını istiyorsanız okuyunuz, okutturunuz. (Galiba dienarlarda sepetlerde, kampanyaya düşmüş, makul fiyatlardan)
   Bir de kitabın son cümlesi çok açıklayıcıdır. Diyor ki Şener : "Mazlumun zulmü, zalimin zulmünden betermiş." Ben de diyorum ki : "Çingeneye beylik vermişler, tutmuş babasını kesmiş."