Bugün neler olmuş ?

8 Şubat 2012 Çarşamba

Noomi Rapace ile Rooney Mara'nın Açıklamalı Mukayesesi






















   2009'da Ejderha Dövmeli Kız'ı izledik. 

   İsveç filmleri ilginçtir.  Arada insanı düşündüren, güldüren, hoşoplatan, dingildeten, her halükarda holivuttan daha samimi  eserler çıkaran bir membadır.  

   Lakin o ne estetize şiddetti, o ne uzun - ama biten çekirdeği ikmale bile izin vermeyecek denli izleme bağımlılığı yapan kurguydu (nebçim tamlama yaptım haa !..),  o ne sağlam senaryoydu ve de o ne kızdı yahu !.. 

   İlk Nuumi Rapası gördük Lizbet Zalander olarak. 

   İçedönük, asosyal, zeki, çevik (mamafih klasik çerçevede ahlaksız), sosyopat denilebilecek kadar ahlaki, duygusal, cinsel, sosyal, hukuki ve dahi süperegoyu oluşturan bilcümle kalıpların dışında, şükela bir antikahramandı. Şansımız vardı ki serinin her üç filmini de ardı ardına izledim ve Lizbet'in karakteri zihnimde oturdu. 

 Numi Rapas'ın  iki  büyük avantajı vardı. 

1. Üç film de 2009'da çekilip çabucak gösterime girdi. Karakter seyircide iyice oturdu.

2. Yüzü yeniydi, önceki herhangi bir rolü çağrışım yaptırmıyordu.


   Zalander, serinin birinci değil ikinci ve üçüncü bölümlerinde geçmişiyle yüzleştiği için birinci bölümdeki antipatikliğinin nedenini anlayıp "haa demek bundan ötürü (hüseyin badem'e selam olsun) kızcağız ! gotik pank" diyebiliyoruz.  Runi Mara'nın Zalander yorumuna söylenebilecek bir şey yok. Ama 2009'da da demiştim, şimdi de yazayım bari : romana göre sinemadaki tiplemeler çok "gelişmiş". Romandaki karakter, hernasılsa daha zengin, daha gizemli, daha kanlı canlı..

   Numi Rapas bu rolü iyi değerlendirdi. Holivut Runi'yi keşfetti. En son Gay Riçi'nin Şerlok Holms'unda gördük kendilerini. Vel minel garaip : tutuk, donuk (senaryonun ona atfettiğinin aksine) bir şekilde o çingene giyitlerinin kendisine sakil geldiğini üzülerek müşahade ettik. Bakalım Raydli Sıkat'ın Promete'sinde neler yapacak ? (Şahsi kanaatim : Zalander'in Rapas'a bir şekilde yapışması gibi geliyor)

   Derken Holivut senaryoya atladı. (Zira kendileri bu konuda son yirmi yıldır ciddi kabızlık içindedir). Neticede : 2011'de yeni filmi, eskisine büyük ölçüde bağlı kalarak çektiler. 

   Kendi hesabıma meraktaydım. Zira Finçer iyi yönetmen, beklentiler yüksek, bakalım neler yapacaklar haleti ruhiyesinde geçenlerde izledim..


   Runi Mara'nın iki dezavantajı var.


   1. Hikayenin kalanı meçhul olduğundan sonraları Lizbet'i içselleştirebilecek mi ? (Bilmiyoruz)


   2. Belki yüzünü "Elm Sokağındaki Kabus" veya "İsyandaki Gençlik"ten hatırlayanlar çıkıp "Ne alaka ?" diyebilirler. (Hiç sanmam)


   3. Göğüsleri Numi'den daha iri. Ne kadar kambur dursa da, yok olmuyor..


   4. Kaşlarını sarıya boyaması hiç olmamış ! (Ya kes, ya terket !..)


  5. Numi'nin yüksek tabanlı botları, iyice çalışılmış kostümleri vardı. Runi'nin düşük belli pantalonu Dudullu Postası'ndaki apaçileri andırıyor (asım velioğlu'na ve arsadaki gençlere selam olsun). 


   6. Numi Maykıl'a nesneymiş gibi bakıyordu, Runi aşkla bakıyor. 


   7.  İsveç versiyonunda Zalander öndeydi, holivut versiyonunda Maykıl önde (Bkz. Afişler..)(The Mikael with the Dragon Tatoo) hah iyice...


   Evet sayı saymayı biliyorum ama dezavantajları yazdıkça yazasım geldi. 


   Velhasıl ilk filmden gözlemlediğim kadarıyla (şimdilik) üç Runi, bir Numi etmiyor. (konuya vakıf olmayan biri bu cümleyi nasıl çevirir acep ? Egzotik ülkelerin para birimlerinin karşılaştırılması gibi "üç runi, bir numi etmiyor, çünkü lihtenştaynda enflasyon çok yüksek") Lakin Runiciğimiz holivut ateşlemeli olduğundan kritiklerde adı hep Numi'den iyi olarak geçecektir.


  Filmlerin karşılaştırması başka başlık altında hazırlanacaktır. (tembellikten vakit bulursam)


  Haydi iyi seyirler....