25 Şubat 2026 Çarşamba

"Cadı" Hüseyin Rahmi'den Ruh ve Batıl İnançlar üstüne.

   Kocasının ölümüyle dul kalan Fikriye Hanım, küçücük kızı ile el elde baş başta kalır. Dayısının himayesine sığınır. İşgüzar yengesi hemen çöpçatanlığa başlar, uygun bir aday da bulur. Nedir: müstakbel damadın merhum zevcesi hortlamıştır. Hortlamakla kalmamış yeni gelinlerin kimini dört kolluya bindirmiş, ekserisini de koşarak uzaklaştırmıştır. Olaylar gelişir.
   Hüseyin Rahmi gerektiğinde tam bir demagog. Şükür ki (üstelik yaşadığı dönemde) akıl ve bilimin ipini hiç bırakmamış. Karşı düşüncelerde olup bunu yapsa, çok daha büyük kitleler tarafından pek yükseklere çıkarılır, putlaştırılırdı (linç yememek için örnek vermiyorum).
   Bilimsel ve endüstriyel aydınlanmanın yaşandığı o çağlarda bu hayalet&cadı (kitapta korkanların verdiği isimle "muhterem ruh") tanımlamasına karşı çıkanlar aynı bendeniz fakirin argümanlarını (mantık&bilim&akıl) kullanarak "safsata" sınıfında değerlendiriyorlardır. Buna karşın gulyabanimiz mendebur işlerine tamgaz devam etmektedir. Yetmemekte; spiritüalizmle uğraşan (bilimsel yöntemleri safsataya uyduranlar) da karşılarında gayet sağlam gerekçelerle çıkıp, durumu anlamlandırmaktadırlar. Kimi zaman açıklanması imkansız ama ayan beyan zuhur eden kanıtlar da cabası. İtiraf edeyim bazen beni de inandırmayı başaran ilginç sayfalardır bunlar.
   Kitabın konusundan azade olarak bu tartışmaların beni daha çok içine çektiğini söylemeliyim. Ruh var mıdır yok mudur? İşte sinirbilimin üzerinde günümüzde cevap aradığı bu ve buna benzer soruları, üstat taa 1912'de sormuş. Bir cevap vermemiş ama sonunu güzel bağlamış. Öneririm efendim! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder