Bugün neler olmuş ?

9 Ocak 2017 Pazartesi

"Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi" Böyle Roman Okumadım !

   Okumadım derken, hakikaten daha önce böylesini okumadım.
   Doç.Ülkü Birinci, bir konferans verirken başlayan ve tam 492 sayfa sonunda yine aynı yerde (bir kaç saat sonrasında) biten romanımız :  şimdi nasıl yazsam bilemiyorum. Hani çocuksunuz ve koşuyorsunuz (enerji nükleer) Mısır Çarşısından girip Kapalıçarşıya kadar ona bura çarpa çarpa koşuyorsunuz ve Beyazıt'ta çınaraltına çıkıp (ki menzil de geçtiğiniz rota kadar dağdağalıdır !) duruyorsunuz. İşte böyle bir roman.
   300 yıl, çok geniş bir coğrafya, felaket geniş bir etnik yelpaze (Gürcüsünden, Manavına (var böyle bir etnisite ! (yaşadım biliyorum)), Ermenisinden, Lazına), 250 civarında ana karakter, hiç nefes almamacasına (bölüm yok), hiç konuşmamacasına (diyalog yok (sayılır)) durdurak bilmeden yazılmış, yazılmış.
   İlk sayfalarda "du bakalım ilk bölümde bitiririm" dedim, ilk oturmada 90 sayfayı geçince, şöyle bir baktım bölüm mölüm yok. Fasıla da yok. Amok koşucusu gibi akıyor kitap. Hani bir ağacın gövdesinden başlarsınız incelemeye, ana dallar ayrılır, onlar küçüklerine ayrılır, onlar küçüklerine ayrılır. İşte öyle. Başlangıçtaki algı şokunu atlatınca (zaten hemen sarıyor), rastgele yerleştirilmiş olan olaylar silsilesinin hiç de rastgele olmadığını anlıyorsunuz. Neticede karşınızda bir ağaç var.
   Nedir : Bayan Tunç, hiç aklınıza gelmeyecek yerlerden, okuduğunuz ve yaşadıklarıyla bir yerden size dokunan karakterlerini garip bir şekilde bağlıyor. Ortaların sonunda büyük resmi görür gibi oluyorsunuz. Ardarda, biteviye gelen silsilede; bir düzen olduğunu fark ediyorsunuz. "Kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz" diyorsunuz (her ne kadar altı katı kadar olsa da). 
   Sayın Tunç'un "Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek"ini ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum. Hatırladığım : bir solukta bittiği. 
   Bu da aynı. Bitirene kadar rahat bir nefes alamadım. Dedikodu gibi başlayıp, bir deliler evinin çerçevesinde memleket tarihini aktarıyor. Her sayfasından (sadece memleketime özgü (kimi yabancı da aynı hissi duyar belki, yabancı olmadığımdan bilemiyorum)) humor (ne işim olur humorla) latife akan bu esere yakın durunuz. Sevdiklerinize hediye bile ediniz. Kitap okumaya hallenen ergenlere öneriniz. Okurken de ara veriyorsanız, tekrar başladığınızda birkaç sayfa geriden başlayacağınızı, bittikten sonra ise bir kez daha okumanız gerektiğini idrak edeceğinizi unutmayınız (çünkü o da başka tat verir).