Bugün neler olmuş ?

17 Ocak 2015 Cumartesi

"PK" Deistlere Önerimdir.

   Pek çok Oskar kazansa dahi ülkemizde vizyona giremeyecek filmdir. Hayır görünür bir sansür nedeni de yoktur (cinsellik, şiddet, ahlaka mugayir hareketler vs.) Neden olmaz. Çünkü : eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürür, inançları sorgular, din tüccarlarını sorgular, dini sorgular, üstelik bunu pek naif bir biçimde, eğlendirerek yapar.
   Rajastan'da mahsur kalan bir uzaylı, evine dönmeye çalışır. Konu budur.
   Konuya bakınca Bollywood'a pek yakıştıramıyoruz ama adamlar bu konuyu dahi bolivut kalıplarına uydurmayı başarmış. Aşk var, müzik var, dans var, komedi unsurları es geçilmemiş, süresi de iki buçuk saat. E daha ne olsun. 
   Olanı, ilk paragrafta belirttim. Hindistan gibi mülti-inançlı bir ülkede (üstelik din yüzünden pek büyük bir kavgaları yoktur) din kavramına böyle çomak sokmak cesametli testis gerektirir. Sadece bu yüzden bile filmi yapanlara alkış gerekir.
   PK (ki ayılmamış küfelik demekmiş), dünyayı tanımladığında (bu durumda zihni, konuşmayı beceren bir bebek berraklığındadır) öylesine doğrudan sorular sorup bir takım kesin tanımlamalar yapıyor ki : katılmamak mantıksızlık oluyor. Sorguladıkları; her gün görüp içselleştirdiğimiz kavramlardır ki bunların içinde düğün törenlerinden (ki akşama seks olacağının cafcaflı bir ilanıdır), giyim farklılıklarına ve bittabi inançlarımıza kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Bunların içinde en çok inanç farklılıkları işleniyor. 
    PK'nın yeni doğmuş bebeklerin vücutlarını inceleyip "din işaretleri nerede ?" sorusunu sorması, "İki Tanrı var. Birincisi bizi yaratan. Diğeri bizim yarattığımız" çıkarımı. Değişik dinlere ait zahiri görünüşleri, farklı dinlere inanan insanlara giydirip bir din tüccarının zihnini kilitlemesi, aşkın pek farklı bir tanımını göstermesi (ki ancak bu kadar naif anlatılır); aklımda kalan belli başlı unsurlar.
   Velhasıl; fakir gibi deizmi bellemiş olanlara kesinlikle, hoş vakit geçirmek isteyenlere hararetle, Bollwood'a kanı ısınanlara ısrarla, gülerek düşünmek isteyenlere samimiyetle öneririm. Dogmatikler, fanatikler, fundamentalistler, yaradılışçılar ve benzerlerine ise katiyetle önermem. Aklıma da her nedense Behçet Aysan'dan "Sesler ve Küller"in bir dizesi geliyor : "Yok başka bir cehennem, yaşıyorsunuz işte."