31 Temmuz 2018 Salı

Üç Film Birarada : "Okja", "Going in Style" ve "Mission Impossible-Fallout"

Bu aralar okumalar rahatlamışken (Emrah Serbes polisiyesi okuyorum anca) bünye kendini her akşam bir filme verdi işte sonuç : 
Going in Style
   Vedat Özdemiroğlu'nun Uykusuz'daki yazısına uyup izledim. Sonuna kadar holivut. Üç usta oyuncu, tırt bir senaryo, çoluk çocukla izlenir, mutlu sonu da var. Daha ne olsun.
   Filmden tek aklımda kalan : evet sonuna kadar holivut diyoruz ama senaryonun dibinde yatan mesaj pek enteresan : kapitalizm dürüst insanları sömürürken banka soymak mazur görülebilir...

Mission Impossible Fallout
   Görevimiz Tehlikenin artık sıkacak suyu kalmadı. Senaryoyu nasıl yapsak da üç saate  yakın (2s27d) sündürsek diye ellerinden geleni yapıyorlar. Olmazsa olmaz bolca (haklarını yemeyelim bihakkın çekiyorlar) aksiyon , her bölümde zuhur edip sonradan ortadan kaybolan orta düzey oyuncular (encılabesıt, henrikavil vs.), olaya kendinizi kaptırmazsanız saçmalığın sınırlarında gezinen bir senaryo, ezberindeki 50 farklı jest ve mimiği seçerek oynayan (adam 56 yaşına geldi nasıl hopluyor zıplıyor öyle!) bir Tomkruyz, ha Saymınpegi seviyoruz Pegg'e laf yok (filmdeki adı da Benji (ne o öyle evcil hayvan ismi gibi)). Velhasıl böyle bir film. Sonlara doğru tansiyon yükseliyor yükseliyor (elbette ki çift kanallı ilerliyor final (itiraf edeyim benim bile tansiyonum 2 dizyem artmıştır)) ve elbette ki CIA'nin etkisiz kaldığı yerlerde etkili IMF'ye "siz olmazsanız dünya patlar!" temennalarıyla final. 
   Yerseniz...
Okja
   Köpekle gergedan kırması (filmde domuz diyorlar ama domuzla alakası yok) bir canlının Koreli bir adolesanla olan ilişkisi, yiyecek sanayiini nasıl etkiler ? Yönetmen süpersonik bir şahsiyet (Madeo'yu, Memories of Murder ve Snowpiercer'i çekmiş (daha ne çeksin?)), oyuncuları hep sevdiklerimden seçmişler (Tildasivintın, Poldeno), konu ilk bakışta hayvan insan dostluğu çerçevesinde gelişse de gıda sanayiinin çok şükela bir eleştirisi var. Peki ben niye haz alamıyorum Netflix filmlerinden ? Bilmiyorum, bilemiyorum. Filmin netflix olduğundan bitene kadar haberim yoktu. 2 saatlik filmde her öge gayet de güzel kullanılmıştı ama tuzsuz karnıyarık gibiydi. Belki düz sinefil sever ama ben siparişle yapılan filmleri pek sevemiyorum (sanki sipariş olmadan yapılan film varmış gibi (var ama az (hepsini bulacağız sevgili sinefil. Yavaş yavaş...))).