18 Haziran 2018 Pazartesi

"Solo: A Star Wars Story" Süpersonik Space-Opera.

  Star Wars serisi bilimkurgu değil, space-opera olmakla birlikte, fanları (ne işim olur fanla) hayli müptelaları olan bir seri (fakir de bunlardan biri). Evet, izlemek farklı düşünmeme neden olmuyor, sorular sordurmuyor ama güzelce eziyorum zamanı (iyice kocadığımda, zamanın kıymetini anladığımda çok hayıflanacağım bunlara. Kesin !).
   Bu seferde 2 saat 15 dakikamı güzelce harcadım, hiç sıkılmadım. Geçenlerde oğlu tarafından böğrüne laytsaberler sokulmak suretiyle galaksilere yürüyen Han Solo'nun; gözönünden ayırmadığı zarları, çubaka (isim yazma konusunda Star Wars müptelaları beni meşe odunu ile hırpalama isteği duyuyorlardır sanırım) ile tanışmasını, milenyumfalkonu nasıl olup kazandığını, Lando ile rabıtasını, hülasa evveliyatını izledim. Salonlardan çabucak gösterimden kalkması ise şaşırtıcıydı, izleyecek salon zar zor bulunuyor (Ankara itibarıyla).
   Pelikulamız çok güzel bir Holivut işi. Zanaatına diyecek yok. Oyuncular iyi oturmuş. Sinema sanatına bir katkısı olmamakla birlikte, holivutun amacına (para kazanıp, beyinleri uyuşturmak) çok yakışır bir "iş" çıkarılmış. Ezecek zamanınız varsa, buyursunlar efendim !