Bugün neler olmuş ?

22 Ocak 2018 Pazartesi

"Antibodies" İyi Anlatılmış Delilik !


   Güzel film.
   Son on dakikayı saymazsak, son zamanlarda izlediğim en şükela seri katil (yok katil demeyelim) öldürme müptelası filmlerindendir (yok ! bir henıbıllektır olamaz (zaten kendi de öyle söylüyor)). 2005'de çıkmış, memleketimde gösterime girmemiş (zaten bu ahvalde (bu sansür kuruluyla) biraz zor), ımebede'de güzel bir puan almış, kötülüğün doğası (o garip kültürel birikimiyle, düz zihinleri kolayca alt edebilmesi, daha da kolay manipüle edebilmesi falan), iyi bir sinematik anlatım (kurgu, senaryo, oyunculuk, görüntüler falan her şey tastamam), dinle yoğrulmuş çok düz ve doğru bünyenin kötülüğün cazibesiyle imtihanı ve daha üşenmesem sayacağım bir çok olumlu yön. 
   Son on dakikaya kadar pek güzel ilerleyen filmimiz, buradan itibaren CGI geyikler (iklim koyuna koça müsait değil), koyu bir katolik propagandası ile nihayete eriyor. Yani mükellef bir ziyafet sofrasının kapanışını, BİM Osmanoğlu puding ile yapmak gibi bir şey. İzlenir mi ? Her türlü. Ama sonu hakkında beklentinizi yüksek tutmayın (bir nevi Alman "Sırlar Dünyası"). Kapanışı da en sevdiklerimden bir Andersen masalıyla yapalım da iyice olsun (bkz.aşağısı)
"Ormandan döndüğümde çok sevdiğim baltamı bulamadım. Oraya baktım, buraya baktım. Yok, yok. Muhakkak biri çaldı diye düşündüm. Zaten uluorta bırakırım, biri görürse (güzel de balta) kesin götürür. Zaten öyle olmuştur. Baktım karşı komşunun oğlu (zıpır bir yeniyetme) ormandan ıslık çala çala dönüyor. Halinde hafif bir alaycılık, bir öfori (nerede bu fular, neredeee ?) hali. Hafiften kıllandım "bu çakal çalmasın baltamı". Günler geçti, balta yok. Komşu oğlu ise pür neşe. Her hali bas bas "ben balta hırsızıyım" diye bağırıyor.  Yok yapışacağım yakasına o olacak. Komşumla da arayı bozmak istemiyorum, sıkıyorum dişimi. Derken bir gün ormanda yaptığım yürüyüşte baltamı buldum. Biraz düşününce de oraya bıraktığımı hatırladım. Eve döndüm. Komşunun oğluna baktım, doğrusu hiç bir hali "balta hırsızıyım" demiyordu."
Andersen Ustanın mezarında kemiklerini döndürdüm ya böyle anlatırken, kendisinden özür dilerim. Galiba ana fikri verdim ama...