18 Eylül 2017 Pazartesi

"Televizyon Üzerine" Bourdieu'nun Dedikleri !

   Piyerbordiyö, günümüzün en önemli sosyoloji kuramcılarından (dı). 
   Kendisinin Kolejdöfrans'ta televizyon üzerine verdiği iki dersi kitap haline getirmiş YKY (taa 2007'de). 105 sayfacık bir kitapçık olmuş. Bay Bordiyö, gayet akademik bir insan. Kibar. Çomarlara kemik atmıyor. Diyeceklerini tane tane, acele etmeden, manipülasyonsuz, arkaplanına uygun, bilimsel temeller üzerinde söylüyor. Hâl böyleyken bok'a bok deyince, söylenecek bir şey kalmıyor.
   Kitabın ilk bölümü sansürü, son bölümü televizyonun diğer görsel iletişim araçlarıyla (özellikle gazetecilikle) olan rabıtasını irdeliyor. Bu yazılanlar (söylenenler) içinde (artık) çoğumuzun gecelerini karşısında geçirdiği (iyi ki 2009'da bırakmışım) aptal kutusunun (bilimsel olarak) gizli bir "itin mahrem yerlerine duhûlü" mesajları vardır ki; anlamasını bilene evlere şenliktir. Misal : Usta diyor ki : "kişi ne denli entellektüel yetkinliğe sahipse televizyonun bir "araç" olarak onu kitlelere ulaştırması o kadar olanaksızdır" ya da tam tersi. 
   Ağır akademik üslubun altındakileri çözebilirseniz tadından yenmez. Ama Çevirmen Turhan Ilgaz'ın usturuplu önsözünü (çizme altını krom ! ön söz değil önsöz) okumazsanız olmaz (özellikle televizyon okuyanlar kaçırmamalıdır).
"Türkiye, gelişmiş bir demokrasi olmanın çok uzağındadır ama, oyunu gelişmiş Batılı ülkelerinin koyduğu kural ve standartlara göre oynayan çok gelişmir bir medyaya sahiptir." T.Ilgaz Önsözden
"Nihayet bu medya, siyasetin alabildiğine geniş ve kirli "alan"ını, muhteşem bir işbirliği (hatta suçortaklığı) bağlamında, ülkenin tek ve değişmez gündem maddesi yapabilmektedir." T.Ilgaz Önsözden
"Oysa, gelgeç olaylara önem atfederek, o değerli zamanı boşlukla, hiçle ya da hemen hemen hiçle doldurmak suretiyle, yurttaşın demokratik haklarını kullanmak için sahip olması gereken ve asıl önem taşıyan enformasyonlar dışlanırlar." Burası önemli : S.20
"Hiç bir şey, gerçekliği bütün sıradanlığı içinde hissettirmekten zor değildir." S20
"Televizyon, hızlandırılmış hızda düşündükleri varsayılan düşünürlere söz vermek suretiyle, kendini yalnızca birtakım fast-thinker'lara gölgelerinden daha gızlı düşünen düşünürlere mahkum etmiyor mu ?"S30
"Televizyon, pek az özerkliği olan ve gazeteciler arasındaki toplumsal ilişkilerden, saçmalık derecesindeki acımasız, azgın rekabet ilişkilerinden kaynaklanan bir dizi baskıların ağırlığı altındaki bir iletişim aygıtıdır."S.44
"Kendisine özerkliği sağlayan özgürlükleri ve eleştirel erkleri kullandığı durumlar dışında, basın özellikle de görüntüsel (ve tecimsel) basın, bizzat hesaba katmak zorunda olduğu kamuoyu yoklamasıyla aynı doğrultuda hareket eder." S.82
"Yargısal alan, olduğunu sandığı şey, yani siyasalın ya da ekonominin zorunluluklarıyla her türden uzlaşmadan arınmış bir evren değildir. (bakınız adam bunu Fransa'da söylüyor. Varın memleketimin yargısal alanını siz belirleyin !) Ama kendini öyleymiş gibi kabul ettirmeyi başarmakta oluşu, tümüyle gerçek olan toplumsal etkiler yaratmasına ve öncelikle de bu etkileri, mesleği hukuku uygulamak olanlar üzerinde yaratmasına yardımcı olmaktadır."S.92
SON NOT (SORU) : Çevirmenimizin yazdığı harika önsöze karşın çeviride sıkça kullandığı "dendikte" sözcüğünün ne olduğunu (pek çok kamus didiklememe karşın) bulamadım.