Bugün neler olmuş ?

27 Kasım 2016 Pazar

"Alafrangalığın Tarihi" Ercüment Menemen !

   Şiir pek sevmiyorum (duygusal kadüklük başka birşey değil), üslubundan haz aldığım, bana birşeyler hissettiren şairler pek az. Sayın Yavuz da onlardan biri değil. Kendisinin hiç bir kitabını okumadım. "Hüzün ki en çok yakışandır bize" dizelerinin sahibiymiş. İnternetten "İnançsızlar" şiirini buldum, okudum, fazla da hoşuma gitmedi. Neyse; konumuz kendisinin şiirleri değil zaten "Alafrangalığın Tarihi".
   "Peki, neydi yapılması gereken ? Size garip ve belki de "uçuk" gelecek birşey söyleyeyim : Köy Enstitüleri yerine Kent Enstitüleri kurulmalıydı." Bu cümle kitaptan, başlıktaki Ercüment Menemen'i ise bilen bilir (mühim olan hadise şudur : hadise çok mühimdir !). 
   Kitabımız; bilimsel bir üslupla yazıldığı zannıyla çok sayıda dipnot ve alıntıyla yazılmaya çalışılmış. Öyle ki bir çok bölümde okura "bitse de kurtulsak" hissi vererek hızlı okumaya geçiş yapma isteği verir (var böyle bir istek (yok hissettim, biliyorum)). Kendisini eleştirmek haddim değil ama fakir aşırı sıkıldı kitabı okurken. Hayır, konu gıllıgışlı, velveleli bir konu. Yazarımız da Keçecizade'nin "Bihakkı Hazret-i Mecnun izale eyleye Hak, Serimde derd-i hıretten biraz eser kaldı" beyitini de bilmektedir (bilip okura açık etmemektedir ama (ben burada yazayım da belki okuyan çıkar : "Deliler Sultanı'nın yüzüsuyu hürmetine Hak'tan şifa diliyorum; zira akıl belasından tamamiyle kurtulabilmiş değilim" (aynı beyit "Saatleri Ayarlama Enstitüsü"nde de kullanılmıştır)))
   Çoğu zaman kim ne demiş, dipnotlarda ne yazıyor diye altını üstünü çizmekten yazarın ne dediğini pek çıkaramasam da kısaca şunu anladım : Hayatta en gerçek yol gösterici bilim değil akıl olmalıdır. Bilimin siyah beyaz tanımlamaları hayatı çekilmez hale getirmektedir. Yaşasın inanç, yaşasın bilimden azade akıl. 
   Buyursunlar karanlık çağlara. Bilimsiz akılın insanı nerelere götürdüğünü, nerelere getirdiğini (tarih bilimine şükür olsun ki) bilebiliyoruz. Hal böyleyken "Yepyeni Bambaşka Memleketim"de gideri olması gerektir ama muharririn malum bir gazetede yazmasından dolayı nezarethane koridorlarını arşınladığını okuyunca, onun görüşlerinin de "fincancı katırlarını ürküteceği" zannında olanların olduğunu idrak ettim (hah ! bir Ercüment Menemen de burada yazıyor). 
   Hilmi Yavuz; fakirin kalibresinin çok üstünde. Ama yazdıklarına hiç aklım yatmıyor, katılmıyorum. "O taraftan nasıl görünüyor ?" diye merak ettim, aldım, okudum ama gördüklerim hoşuma gitmedi (Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı veren kanunu görmezlikten gelmesi gibi). Cumhuriyete nasıl menfi bakılır ? Bilim nasıl kötülenir ?  gibi sorularınız ve heba edecek zamanınız varsa öneririm, yoksa yaklaşmayın !   
hah fontun altını da yanlışlıkla beyaza boyadım ki, yazı tam olsun !