Bugün neler olmuş ?

2 Şubat 2016 Salı

"İftarlık Gazoz" Ters Köşe.

   Filmden çıkalı 15 dakikadan biraz fazla oldu. Fakiri fena halde ters köşeye yatırmış filmdir. Azıcık beyin hücrem var (3 tane) o yüzden unutmadan madde madde yazıciim.
  • Bir kere görüntüler ve ses; son dönemde izlediğim birçok Türk Filminin aksine gayet iyi.
  • Komedi değil (hani CMYLMZ falan oynuyor ya, gülelim diye giderseniz mantara basarsınız).
  • Yüksel Aksu; bölgeyi, insanını, yereli çok iyi biliyor ve yansıtıyor.  
  • Cem Bey, Ege şivesini yapamamış. Buna mukabil oyunculuğu iyi. Kimseden rol çalıp ego yapmamış (alkış).
  • Film uzun (115 Dk.) ilk başta gereksiz uzun geldi ama aşağıda yazacağım nedenden ötürü bu uzunluk belki de gereksiz değildir.
  • Adem'in son onbeş dakikadaki o meş'um son bakışı; Wernicke-Korsakoff sendromunu mükemmel yansıtmış. 
  • Sadece; gece yapılan tütün kırma sahnesi ve o sırada çekilen "aman aman oooof of"lar için bile izlemeye değerdir.
  • Kumsaldaki teyze (yi çucuuum !) kimi insana abartı gelebilir ama inanın var öyle teyzeler.
  • Küfür yok. Olduysa bile, gişe için yapılmamış. Aklımda bir tek Ana Babacığının Adem'i severken "sarı taşaklı oğlum", "kara taşaklı oğlum" diye ünlemeleri geldi ve gülümsemekten başka bir şey yapamadım.
  • Upuzun filmde tek bir espri yok (iyi ki de). Güldüğünüz zaman, olabilecek hallere gülüyorsunuz (ki bence de makbûlü de odur).
  • Senaryoda sıkıntılar var. Kimi zaman akmıyor (ama neden akmıyor ? sor bir !)
  • Son onbeş dakika zannımca beş dakika olsaymış, sığ sinefili daha az ağlatırmış. Bir de Cengiz Özkan'ın türküsüne doyamadım. 
  • Sanat yönetmeni iyi iş çıkarmış. Tek eleştirim var ama o da yapılacak şey değil. Şöyle ki : o dönemlerde camilerde filmdeki gibi yekpare süpersonik kıbleli halılar yoktu. O zaman hayırseverler, evdeki eski halılarından kurtulmak isteyenler camiye halı bağışlar, camilerin içi kırkyama gibi muhtelif halılardan oluşurdu. Şimdi şükürler olsun Diyanet'in bütçesi eğitim ve sağlığı geçti de, camilerimizde yekpare halılara kavuştuk. (gerçi sanat yönetmeni, camideki klimaları çekmeyip vantilatör kondurmuş ama halıya yapacak bir şey yok)
  • Macit Koper'i, en enteresan rolünde izledim. Dünya Kupası vs. Teravih iyiydi.

   Şimdi gelelim asıl diyeceklerime : Filmin ilk yarısında hep gözlerim yaşardı. Eminim sinemadaki kimsenin gözleri yaşarmıyordu. Neden ? Şöyle ki : askeri darbenin etkisinde olsak da, koşullar ilkel olsa da, Müşerref Akay'ın "Türkiyem Türkiyem Cennetim" garabetine maruz kalsak da; ne güzelmişik. Siyasal olarak bölünmüş olsak da, bu bölünme toplumun büyük bir bölümüne sirayet etmemiş. İnsanların büyük çoğunluğunda iz'an, ahlak ve sağduyu varmış (- Allah Dünyayı yaratmış, Atatürk vatanı kurtarmış, nokta). Okul sahnelerinde, sıradan sahnelerde, baba ve oğulun siyasal çekişmelerinde, usta çırak ilişkilerinde hep duygulandım. Frenklerin "nostalgia" dedikleri şey, bu olsa gerek.

    İkinci değerlendirmem ise naçizane şöyledir. Filmin büyük bir bölümünün özeti : Adem'in oruçla imtihanı olarak adlandırılabilir. Üstüste gelen tekrarlar (bâb-ı âli kapısından mürûr edip geçer iken, yek bir atlı süvâriye, tesadüfen denk geldim), yerden yükselen sıcaklık dalgaları, Adem'in farıması (var böyle bir fiil. Altını kırmızı çizme gugıl), hocanın telkinleri, ve nihayet iftardan hemen önce orucunu bozması vs.vs. 
   Sığ olmaya yakın bir sinefil olarak bu bayıcı sürecin neden bu kadar bayıcı olduğunu, Sevdiceğim Güvercinim bana söyleyinceye kadar ayamadım. Adem'in, filmin sonundaki orucunun 61.gününde olması, dikkatli olmayan izleyicinin gözünden kaçabilir. Lâkin, dikkatli ve rikkatli izleyiciler bu metafordan geniş anlamlar çıkaracaklardır. Böylesi bir siyasi atmosferde (cinnet !), böylesi bir demokraside (absürd komedi!) siyasi açlık grevi uzun uzun işlenirse, film gösterilecek salon bulamaz. Yücel Aksu, bunun yerine zeki bir trükle Adem'in "tekne orucuna" karşı "yetişkin orucu"na karşı mücadelesini anlatarak, kısacık geçiştirdiği siyasi orucunun betimlemesini yapıyor (bana göre). Eğer öyleyse (ki kuvvetle muhtemel öyle) kendisini tebrik ediyorum. 
   Türk filmi enflasyonu yaşadığımız bu günlerde, görmeye düşünmeye değer bir filmdir. Normal sinefilseniz, ilk yarıda güler, sonunda ağlarsınız. Değilseniz (fakir gibi), ilk yarıda ağlar, sonunda tepkisiz kalırsınız.