Bugün neler olmuş ?

26 Ağustos 2013 Pazartesi

"The Iceman" Shannon Döktürüyor...

   Kuklinski; flört edip evleneceğini düşündüğü kıza hakaret eden bir sığırı, BİM'den dost yoğurt alır gibi kolaylıkla öldürüyor. Ne vicdan azabı, ne kaçan uykular. Hiç bir şey... Kuklinski sosyopat mıdır yoksa aile değerlerini çok mu yüceltmektedir ? Bilmiyoruz. Zira yönetmen bey bunu açıklamak yerine filmin gerçeklere dayandırılması mottosunda dümdüz filmini çekip, sinefile sunmuştur. 
   Riçırtkuklinski gerçekten var (bağlantıyı tıklarsanız "criminal career" kısmı ilginizi çekebilir), 100 (yazıyla yüz)'ü aşkın kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor. Gerçekte 250 (yazıyla ikiyüzelli)'yi aşkın leşi varmış. Mesleğinde hayli üretken birisi. İşlediği cinayetler hakkında söylediği "Bir adam diğerini öldürmek istiyor. Ben ne yapabilirim ki ?" cümlesi, kuklinski'nin vicdanını nasıl rahatlattığını belirtmekte. Allahtan 2006'da öbür dünyaya hesap vermeye gitmiş. Biraz daha rahat uyuyabilirsin arakolpa.
   Filmimize gelince, dönem filmi olarak güzel bir çalışma olmuş. Kostümler, dekorlar, müzikler göze batmamakta, aktarılan çağa yönelik tüm ayrıntılar verilmektedir (ben de bilirim Beyoğlu Rüya sinemasında fosur fosur sigara içildiğini, evet ! hem de film seyredilirken). Vaynonaraydır formu koruyacağım derken yüzü küçülmüş ve kırkiki yaşından fazla gösterir olmuş. Sitiivındorf, ceymzfrenko, rol süreleriyle şaşırtıyor. Reyliyotta artık üzerine ayakkabıya yapışmış sakız gibi yapışan ikincil mafyozo rolünde bekleneni veriyor. 
   Ve sıra başrolümüze geliyor.... Maykılşenın, "Take Shelter"'dan kelli pruvamızda. Arızalı karakterlere hayat vermede daha başarılı geliyor bendenize, misal geçenlerde gördüğüm "Mud"da şahane bir performansı yoktu. Filmimizde kuklinskiyi canlandırırken o dona girmiş hakikaten de. Öfkeyi; jest ve mimiklere yansıtmadan sadece gözlerinde canlandırabilmesi (arabanın içinde kızı oraya yaklaşırken reyliyotta'ya yaptığı şekilde) takdire şayandır. Hülasa bu roller için biçilmiş kaftandır.
   İlk yarı çok şükela şekilde ilerleyen filmimiz, ikinci yarıdan itibaren standart senaryo kalıplarına uymadığından (kırılma sonrası yeni hedef belirlememesi (ki filmimiz polisiye değil biyografidir (bu yüzden de böyle olması mecburidir))) (hah yeni parantez rekoru geldi, iyice) polisiye beklentisiyle filmi izleyen sinefiller ilgi düşmesi yaşayacaklardır. Ancak Maykılşenın takıntılıları (bkz. fotoğrafım) ve bir katilin gerçek hayatını merak edenler sonuna kadar gidecekler ve istediklerini elde edeceklerdir.

   Polisiye seviyorsanız uzak durunuz.
   Biyografi seviyorsanız yakın durunuz.

Not : antisemitik bir insan değilim, yazdığım da eleştiri değil tespittir : filmin kamera arkasını genellikle museviler oluşturuyor.