Bugün neler olmuş ?

1 Temmuz 2013 Pazartesi

"İnsanat Bahçesi" Desmond Morris'ten Kendimizden Sonra Topluma Dışarıdan Bakış !..


  Sayın Bay Desmond Morris'in daha önce bir kitabını yorumlamamıza karşın çıkış noktası olan "Çıplak Maymun"u henüz dürtüklemedik. Bu kusurumuzu sonra telafi edeceğimizin sözünü verip (her on yılda bir okurum), üstadın fakiri ikinci kez çarpan kitabıyla karşınızdayız sevgili okur...
   Sayın Morris; bir etolog, yani hayvan davranışlarını gözlemek ve yorumlamak üzerine uzmanlaşmış bir hayvanbilimci. Yıllar süren kariyerinin sonlarında "yav ben bu birikimimi insanları konu alarak yorumlasam nasıl olur ?" diye bir soru sormuş, çok da iyi yapmış. "Çıplak Maymun" bu birikimin ilk, en çarpıcı ve pik eseri. Lakin konumuz "İnsanat Bahçesi".... 
   "Çıplak Maymun"da araştırılan, didik didik edilen, duvardan duvara savrulan, parça pinçik yapılan objemiz insandı. "İnsanat Bahçesi", tahmin edilebileceği üzere içinde yaşadığımız toplumu biraz evvel saydığım fiillere tabi tutuyor.  

   Kabileler ve süper kabileler.
   Statü ve süper statü.
   Seks ve süper seks.
   Bizler / onlar.
   Damgalanma ve ters damgalanma.
   Uyarma / Uyarılma çabası
   Çocuğumsu yetişkinler
   bölümlerinden mürekkep kitabımız, her bölümde gözümüzün önünde apaşikar olan ancak bir hayvan bilimcinin eşsiz bakış açısıyla yorumlandığında bambaşka anlamlara bürünebilecek onlarca sosyolojik olguya neşter atıyor.
   Özellikle son günlerde yaşanan gelişmeler düşünüldüğünde "statü ve süper statü", "bizler / onlar" bölümlerinin okunması (bittabi yorumlanması) beyinde onulmaz hazzzzlara neden olabilmektedir. Böylelikle (özellikle muktedirlerde) anlamlandıramadığımız garip davranış biçimlerinin etimolojisi anlanmakta, Darwin efendinin ruhuna fatihalar gönderilmektedir.
   Kitabın Sander'den 1973'te yayımlanmış baskısını okudum. Dönemin gençliğinin eğilimleri, düşünceleri, yaşam tarzı da sosyolojik tespitlerden nasibini almış. Tespitlerin günümüz gençliğiyle mukayesesini yapabilmek de bir başka zihin egzersizi olmaktadır. Engin Darıca'nın çevirisi metrobüs gibi (yokuş aşağı olanlardan) akıp gitmektedir. 
   En iyisi yazmaya üşenmediğim bir iki paragraf yazıp bibliyofilin iştahını kabartmaktır. 
   İşte incilerden bir demet :
   "Dakika bir, gol bir" yazmaya üşendim ama statü süper statü bölümünde sınıf atlama kaygısıyla yapılan "üstünlük taklitleri" örnekleri fakirin aklını çıkarmış, kredili satış, ipotek, borç verme sisteminin zuhurunu şıppadanak açıklamıştır."
   Bu da emeklilik düşleyenler için gelsin :
   "Emeklilik çağına gelenler, çoğu kez dinginlik içinde oturup güneşlenmeyi düşlerler. Dinlenmek ve "keyfine bakmak"la tatlı bir yaşlılık dönemini ellerinden geldiğince uzatmaktır emelleri. Oysa bu güneşlenmek düşünü gerçekleştirdiği zaman başına ne geleceği bellidir : yaşamı uzamayacak, kısalacaktır. Neden mi ? Gayet basit ! Uyarılma çabasından vazgeçmiştir de ondan. İnsanat bahçesinde yaşayan bizler yaşam boyu uyarılma peşinde koşarız ve vazgeçtiğimiz ya da tökezlediğimiz anda başımıza ciddi belalar gelebilir."
   Bu da dış mihraklar için gelsin :
   "Kurulu düzen temsilcileri soruna rasyonel olarak baktıklarında, buluculuğun ve yaratıcılığın toplumsal ilerleme için çok gerekli birer öge olduğunu görmüşlerdi. Oysa aynı süper-kabile otoriteleri, bir yandan bu eğilimi resmen desteklerken öte yandan, toplumsal düzenin dizginlerini elden bırakmamak için duydukları kötü denecek kadar güçlü hırs yüzünden, karşısında yer almaktaydılar. Yeni siperler kazıp, yeni saldırılar planlayarak, toplumu kendi koyverdikleri buluculuk akımlarına karşı tam teşkilat direnmek üzere hazırladılar....." Bu böyle sürer, gider.
   Bu cümle çevirinin hoşluğu içindir : 
   "Her ne kadar aşk oyunlarında az biraz hoyratlığa kaçan ve eşleriyle sadik denebilecek birtakım eylemlere girişen erkekler yok değilse de, tam anlamda sadist sayılabilecek yaratığa oldukça az rastlarız (hamdolsun...). "(vallahi aynen böyle yazıyor.)
   Ayrıca : moda, kapitalizm, eşcinsellik, fundamentalizm ve sayamadığım bir çok kavram için şıpınişi açıklamalar vardır. Bu açıklama ve tespitler istatistiklerle desteklenmemekte, dolayısıyla bilimsel sayılamamaktadır ama olsundur, akıl terazisinde tartıldığında kefeler müsavi gelmektedir.
   Şiddetle ne işim olur ! hararetle öneririm.