Bugün neler olmuş ?

7 Nisan 2013 Pazar

"Biz Apaçık Yazılar İndirmişizdir" Ağlasam mı, gülsem mi ?

   Aydının bir görevi de muhalif olmaksa, bugüne dek böyle münevver kalem görmedim.
   Her dönem, ama istisnasız her dönem, iktidarda kimin olduğu hiç önemli değil, hep muhalefet okudum (siyasal olarak). Bugünlerde bunu yapabilmek zor. Zira muhalifler pek az. Nihat Genç de okuyorum, Kaan Sezyum da... Bak üçüncü isim gelmedi aklıma. (ciddi muhalifler pek sıkıcı olabiliyorlar da)
   İtiraf ediyorum geç tanıdığım bu kalem, fakirin indinde sermuharrirdir artık. 
   Kıymet Nadir Bindebir; anladığım kadarıyla günümüzde herhangi bir basın kuruluşunda asla ve kat'a yer alamayacak denli dobra ve "kral çıplak" (ne kelime ! "padişah hepimizi s.nkaf etmekte, ediyor") diyebilen (yazabilen), bu yüzden çeşitli mecralarda (ancak hiçbiri popüler, medyatik değil) yazabilmiş, nihayetinde yazma eylemine ancak kısıtlı ulaşım imkanlı olarak kendi internet sitesinde devam edebilen bir nevi şahsına münhasır, ters organik bağlantılı (çok şükürdür o tersliklere !), uzaktan hemşehrim, yakından fikirdaşım, yazılarına (özellikle bu müptezel matbuat arasında) abonemüptelaiptila olduğum, okurken ağlasam mı gülsem mi bilemediğim, uykudan önce okuyunca uykularımın kaçtığı, öğleden sonra okuduğumda sinirlerimin bozulduğu, kahvaltıdan sonra okuyunca uykumun geldiği, bindebir bulunan nadir bir kıymettir.
   İlk yayımlanan kitabını (Hamdolsun Verdiğin İnternete) (önce param yoktu alamadım, sonra) ara tara bulamadım. İnternet sitesi üzerinden bir e-posta attım. Şık bir yanıtla, fakire bir PDF kopyasını yollayıverdi. Üstelik sefil ağ güncemden alıntılanmış tümcelerle. Böyle de zariftir. (şu anda bir "gizli böbürlenme" yaşıyorum)
   "Biz Apaçık Yazılar İndirmişizdir", yazarın 2007-2009 yılları arasında yayımlanan çeşitli kısa yazılarından oluşuyor. Dokuz ana başlık altında toplanmış hap gibi tespitler. Altına imza atabilmek, (bu paranoid ortamda) cesametli husye gerektirir. Analitik kari (yine şapka bulamadım klavyede), bu yazıların hep bir açıdan bakılarak yazıldığı eleştirisini getirebilir. Ancak fakir o denli analitik değildir. Ve o açı, tam da benim oturduğum yerden temaşa edilen açıdır. 
   Yazarın tespitleri, bombastik bir mizahla taçlandırılarak okurun gözlerine aktığından, durumun vehametini gülümseyerek (ama acı acı) idrak edebiliyoruz. Kaldı ki, mizah otoriteye karşı elimizdeki en güçlü kozdur (diye düşünüyorum). KNB de mizahı alabildiğine yetkin, ham ve zihin parlatıcı bir dozda kullanmaktadır.
   Klasik bir koro (TSM korosu ama (zira batı koroları bile en azından iki sestir)) halinde tezahür eden matbuat ve görsel medya ile çepeçevre kuşatıldığımız cessur modern zamanlarda (Haksli'ye selam olsun) KNB yazıları/kitapları bir çok insan için çölde vaha, kutupta ufo, fırtınada korunak, mide fesadında limonlu karbonat, balığın yanında rakı, peynirin yanında şarap, yağmurlu yolda önünde duran üstelik tam da gideceğin yere bırakan kadillaktır. 
   Okuyunuz, okutturunuz....
 
HAMİŞ : Bu arada "Hamdolsun Verdiğin İnternete" her ne kadar PDF olarak elimde varsa da. Kitaplığımın onsuz eksik olduğunu düşündüğümden,  bulan rastlayan olursa (bedelinin üstünde (hatta çok üstünde) bir meblağa da olsa) ödemeli kargo ile (banka hesap numarasını da belirterek) bana ulaştırabilirse minnettar kalırım.
(GÜNCELLEME : buldum, sipariş ettim. Emeği geçenlere binlerce şükran)