Bugün neler olmuş ?

14 Aralık 2012 Cuma

Joy FM'in Reklamları...

   Fakir, 1998'den beri metropolde yaşamıyordu. Müzik kritikleri, şehir rehberleri gibi yayınlardan sezinlediği kadarıyla beğenisine hitap eden radyolar vardı. Açık radyo, radyo eksen gibi radyoları dinlemek için, içinde hep bir özlem duymaktaydı. Derken hayat fakiri geçen sene Ankara'ya sürükledi. Radyo açısından İstanbul'dan daha mütevazi bir klasmanda olan şehirde özellikle Ostim FM, Damar FM gibi kuntastik radyolardan mebzul miktarda olmasına rağmen şöyle reklamı olmayan iyi müzik yapan radyolar pek azdı. 
    Derken bir arkadaşımız (iyi ki de var öyle bir arkadaşımız. Buradan tekrar şükranlar sarkıtıyoruz kendisine) Joy FM'i önerdi. Baktık mahallemizden çekiyor, dinledik müzikler gayet de başarılı. O halde ne duruyoruz ? Aldık favori listesinin üstüne, hayat akarken o hep çalıyor.
   Bazen 80'li, bazen 90'lı yıllara acımasızca alıp götürüyor insanı. Çoğu kez "bu söyleyen kim ?" merakına düşüp yeni albümler dinlettiği de olmuştur. Buraya kadar her şey çok güzel...
   Güzel olmayan şey reklamlar...
   Commodores dinliyorsunuz, kafa olmuş 80'lerin kafası. Sonraki parça müsait olsa robot dansı yapacağız yani. O derece... Bir saniye sonra özgür kız, "faizi çok laylom, şubesi yok laylom" diye, artık kah ped reklamında kah dizi cıngılında duya duya samimiyetini yitirmiş sesiyle banka reklamı yapıyor. Aniden ileri demokrasiye geçiş yaşıyorsunuz (geçiş süreci çok kısa ve acılı olayor).
   Gotan Project dinliyorsunuz, Arjantindesiniz. Aslında Tandoğan'da havuç rendeliyorsunuz ama bir yandan o havucu Buenos Aires'te rendeliyorsunuz. Şarkı bitiyor, bir adam bana "donda" arabası alırsan, herkes seni çok sevecek, evliya gibi adam olacaksın ama önce "donda" al, herkesin seni çok sevmesi için, çok saygı görmen için yapman gereken tek şey bu arabaya sahip olman" diyor. Şaka gibi !... Var mı bunlara inanıp da araba alan ama varsa eğer yazıktır, alana da yazıktır, herkese de yazıktır, çok yazıktır.  Neyse reklamı duyunca insan Buenos Aires'ten kapitalizme dikey geçiş yapıyor. Kapitalizmin çarkları da bu meyanda ruh yakıyor.
   Reklamsız, adam gibi müzik yayını yapan radyo aradım, bulamadım.
   Neyse şu aralar Joy FM dinlemek iğde yemek gibidir. Lezzeti, külfetine müsavidir. Ne zaman ki keçiboynuzu yemeye (Hoca Nasrettin'in deyişiyle "bir dirhem bal için, bir çeki odun çiğnemek") benzer, fakir yeniden TRT Nağme ve TRT Türkü'ye dönüş yapar.
   Konunun, ağ güncemizin konseptiyle ilgisi var mıdır ? Yoktur.
   Malumatfuruşluk mudu pekiy ? Zinhar hayır.
   "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil"dir. 

NOT : Şimdi de televizyonda bir reklam gördüm, ormanın içine binalar dikmişler. Ama nasıl dikmişler. Hani yeşil bir kimono giymiş samuray seppuku yapar ya işte öyle. Resmen barsakların dökülmesi için katananın dışarı çekilmesi yeter. Ya öyle böyle değil de. Bu reklamlardan etkilenip o evleri alan (neticede ve son tahlilde insan) kişiler olduğuna inanmak istemiyorum.